İller Arası Atama ve Yer Değiştirme Kılavuzu Yayımlandı

Milli Eğitim Bakanlığı 02.05.2006 günlü mail ile “İller Arası Yer Değiştirme Kılavuzu Taslağı”nı iletmiş, kılavuzla ilgili görüş ve önerilerimizi sormuştu.

Gönderilen kılavuz taslağının önemli oranda yeni yönetmeliğe uygun biçimde hazırlandığını, kılavuz hazırlanırken başta sendikamız olmak üzere, tüm eğitim çalışanlarının yönetmeliğe ilişkin eleştirilerinin göz önünde bulundurulmadığını dile getirmiş, kılavuzla ilgili görüşlerimizi yazılı olarak Milli Eğitim Bakanlığına iletmiştik.

Milli Eğitim Bakanlığı 11.05.2006 günü öğretmenlerin iller arası yer değiştirme kılavuzunu yayımlamıştır. Kılavuzu görmek için tıklayınız.

Kılavuz hazırlanırken önerilerimizden üçü göz önünde bulundurulmuş, diğer önerilerimiz dikkate alınmamıştır.

Göz önünde bulundurulan önerilerimiz

Yer değiştirmelere ilişkin hizmet süresinin hesaplanmasında 30 Eylül günü esas alınacaktır.

Bakanlığa devredilen diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlerin iş ve işlemleri yaz tatilinde bitirilecek, ayrıca başvuruları alınacak ve atamaları gerçekleştirilecektir.

Görevden uzaklaştırılan, görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanların; zorunlu çalışma hükümlülüğü öngörülen bölgeler dışında geçirdikleri süreler zorunlu hizmetten sayılacaktır.

Göz önünde bulundurulmayan önerilerimiz

1- Kılavuzun “Genel Açıklamalar” başlığı altındaki 3.2. maddesinde “Diğer kamu kurum ve kuruluşlarında geçici görevlendirilen öğretmenler ile askerlik dahil aylıksız izinli” olanların yer değiştirme isteğinde bulunamayacakları belirtilmektedir. Kılavuzda yer alan bu kuralın, başvuru tarihi değil atamaların yapıldığı tarih esas alınarak düzenlenmesi, yaşanabilecek mağduriyetleri de giderecektir.

2- Kılavuzun, öğretmenlerin özür durumuna bağlı olarak yer değiştirmeleri konusunu düzenleyen A/2. maddesi anayasa ile 657 sayılı yasaya aykırıdır.  Bu fıkra, özür durumundan yer değiştirme isteyen öğretmenlerin öğretmenlikte ve devlet memurluğunda adaylıklarının kaldırılmış olması koşulunu getirmekte, aday öğretmenlerin yer değiştirme isteklerinin değerlendirmeye alınmasını engellemektedir. Bu fıkra varlığını koruduğu sürece; evli olan ya da göreve başladıktan sonra evlenen, sağlık durumu görev yerinin değiştirilmesini zorunlu kılan, öğretmenlik yaptığı alanda yüksek lisans ya da doktora eğitimi gören öğretmenler görev yerlerinin değiştirilmesini isteyemeyecekler, isteseler bile bu istekleri göz önünde bulundurulmayacaktır.

Bu düzenleme; öğretmenlerin eğitim, öğretim ve bilim alanında kendilerini geliştirmelerinin önüne konulmuş (aşılması olanaksız değilse bile oldukça zor) bir engeldir. Zorunlu çalışma yükümlülüğü, öğretmenliğin başlangıç yıllarına denk gelmektedir. Öte yandan eğitim fırsatının kullanılması, yaş ilerledikçe zorlaşır. Öğretmenliğin başlangıç yıllarında kullanılmayan eğitim fırsatını bir daha yakalamak oldukça zordur. Anayasanın 42. maddesinin 1. fıkrası, kimsenin eğitim ve öğretim haklarından yoksun bırakılamayacağı doğrultusundadır. Lisansüstü eğitimin zorunlu çalışma yükümlülüğünü erteleme nedeni sayılmaması, genel olarak genç olan pek çok öğretmenin eğitim hakkından yoksun bırakılması anlamına gelecektir. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu uyarınca, “Yurt içinde ve dışında daha üst öğrenim yapmak veya bilgi, görgü ve ihtisaslarını arttırmak isteyen öğretmenlerin belli şartlarla, aylıklı veya aylıksız izinli sayılmaları sağlanır; bu şartlar, milli eğitimin ihtiyaçları göz önünde tutularak, hazırlanacak yönetmelikle belirtilir.” (m.49) Yasa koyucunun öğretmenlerin üst öğrenim görmelerini aylıklı izni de içine alacak yol ve yöntemlerle kolaylaştırma görevi yüklediği bakanlık, bu kolaylıkları sağlama görevini unutmuş görünmektedir. Bakanlığın, yasal yükümlülüğü ile açık biçimde çelişen düzenleme ile lisansüstü öğrenim gören öğretmenlerin zorunlu çalışma yükümlülüklerinin ertelenmesini yasak-laması başka biçimde değerlendirilemez. Bu, eğitimi engellemek, öğretmenlerin (başka alanlar bir yana) kendi alanlarında bile gelişmelerini engellemek, en azından zorlaştırmak demektir. Bir öğretmenin genel olarak herhangi bir alanda, özellikle kendi alanında öğrenimini geliştirmesinin eğitimin niteliğini yükselteceği tartışma götürmez. Öyle ise düzenleme ile, eğitim ve öğretimin niteliğinin iyileştirilmesi de engellenmiş olacaktır. Böyle bir engelleme, 3797 sayılı yasanın 61/5. maddesi ile de çelişmektedir. Anılan maddeye göre “Bakanlıkça belirlenen özürler nedeniyle yapılacak yer değiştirmeler, eğitim ve öğretim faaliyetlerini aksatmamak kaydıyla bu sürelerle sınırlı değildir. Özüre dayalı yer değiştirmeler, özür ve hizmet gereklerinin birlikte karşılanması temelinde gerçekleştirilir. Bu özürler gruplandırılarak önem ve öncelik sırasına konulur ve gruplarına göre puanlandırılır.” 3797 sayılı yasanın 61/5. maddesi, zorunlu çalışma yükümlülüğünü yerine getirmekte olan öğretmenleri özre dayalı yer değiştirme kapsamı dışında tutmamıştır. Yasanın verdiği görev yeri değiştirme (dolayısıyla zorunlu çalıma yükümlülüğünü erteleme) hakkının yönetmelik veya kılavuzla geri alınması olanağı yoktur. Yasaların uygulanmasını göstermek için çıkarılan yönetmelik ve kılavuz gibi düzenlemelerin dayalı oldukları yasalara aykırı düzenlemeler içeremeyecekleri yönetim hukukunun bilinen ilkelerindendir. 3797 sayılı yasanın 61/5. maddesi; herhangi bir özür (o arada öğrenim özrü) nedeniyle görev yeri değişikliği için eğitim ve öğretim çalışmalarını aksatmamak, özür ve hizmet gereklerini birlikte karşılamak, özür gruplarını önem ve öncelik sırasına göre sınıflandırmak dışında bir  koşula yer vermemiştir. Buna karşın kılavuzla öğrenim özrünün zorunlu çalışma yükümlülüğünün ertelenmesi neden sayılmaması, yasaya açık bir aykırılık oluşturmaktadır. Demek oluyor ki lisansüstü eğitim gören öğretmenlerin zorunlu çalışma yükümlülüklerinin ertelenmesini yasaklayan düzenleme; anayasanın 42/1., 1739 sayılı yasanın 49., 3797 sayılı yasanın 61/5. maddesine, eğitimin niteliğinin yükselmesini engellediği için de ayrıca, 657 sayılı yasada yer alan kariyer ve liyakat ilkelerine aykırıdır.

3- Kılavuzun A/5.2. maddesine göre “Görevli olduğu il valiliğince o yerde çalışması uygun görülmeyenlerin,” görev yerleri hizmetin gereği olarak değiştirilebilecektir. Bu hüküm Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına Dair Yönetmelik`in 11. ve 28. maddelerine aykırıdır. Genel atama yönetmeliğinin 11. maddesi; hizmetin gereği olarak görev yeri değiştirilecek olanlara ilişkin koşulları, “haklarında adli, idari, inzibati bir soruşturma yapılmış ve bu soruşturma sonucunda o yerde kalmalarında sakınca görülmüş” ve “sicil raporu sonuçlarına göre olumsuzluğun tespit edilmiş…” olmak biçiminde sıralamıştır. Önce öğretmenlerin atama ve yer değiştirme yönetmeliği ardından iller arası yer değiştirme kılavuzuyla bu koşullara, ilgilinin “görevli olduğu il valiliğince o yerde çalışması”nın uygun görülmemesi de eklenmiştir. Bu durum, genel yönetmeliğe açık bir aykırılık oluşturmaktadır. Genel yönetmeliğin 28. maddesi, “…Özel Yönetmeliklerde bu Yönetmeliğe aykırı hükümler yer alamaz.” kuralını içermektedir. Valiliklerin, öğretmenlerin bulundukları görev yerinde kalmalarını (hiçbir inceleme, araştırma ve soruşturma yapmadan, herhangi bir saptamada bulunmadan) uygun bulmama yetkisi ile donatılmaları, alabildiğine keyfi ve öznel uygulamalara yol açar. Hukukun egemen olduğu toplumsal koşullarda yönetimin bu tür uygulamalara yol açacak biçimde (sınırsız) takdir yetkisine sahip olması düşünülemez.

4- Görev yerleri bu şekilde değiştirilenler, üç yıl geçtikten sonra eski görev yerlerine dönme isteğinde bulunabilecek, başvuruları ilgili valilikçe yapılacak değerlendirme sonucu uygun görülürse işleme konulacaktır. Bu düzenleme, istek dışı görev yeri değişikliğinin cezalandırma amacıyla kullanılmasına hukuksallık kazandırma amacıyla yapılmıştır. Yönetim hukuku, zorunlu yer değiştirme işlemlerine bir cezalandırma aracı olarak değil, ancak bir önlem olarak başvurulmasına izin vermektedir. Bu önlemin en az üç yıl sürdürülmesinin gerekip gerekmeyeceği, ancak bu amaçla yapılacak bir inceleme, araştırma ya da soruşturma sonucunda anlaşılabilir. Hiçbir inceleme ya da araştırma sonucuna dayanmadan, alınan yer değiştirme önlemini gerektiren koşulların en az üç yıl süreceği sonucuna varmak ve bu doğrultuda düzenleme yapmak, zorunlu yer değiştirmeyi gerektiren eylem, durum ya da davranışların disiplin suçu, eski görev yerine dönme yasağının da bu suçun yaptırımı olarak algılandığını ortaya koymaktadır. Bu algılama biçiminin yıllardan bu yana sürüyor olması, yönetsel önlemin cezalandırma amacıyla kullanılmasına haklılık kazandırmaz. Kılavuzda yer alan bu hüküm, “yönetsel önlem”i “yönetsel yaptırım”a dönüştürmektedir. Bu niteliği ile yönetim hukuku ilkelerine açık bir aykırılık oluşturmaktadır.

5- Kılavuzun, “Olağanüstü Hallere Bağlı Yer Değiştirmeler” başlıklı A/6. maddesinin 2. fıkrasında yer alan hükümle; “özel hayatını etkileyen olumsuz nedenlere bağlı olarak görevini verimli biçimde yerine getirme imkanı kalmadığı o ilin en üst mülki amirince yapılacak değerlendirme sonucu görev yerinin değiştirilmesi rapor ile teklif edilenlerin görev yeri” zamana bağlı olmaksızın değiştirilebilecektir. Kılavuzda yer alan bu hükümle, kısmen de olsa objektif koşullara bağlanmış olan öğretmenlerin yer değiştirme işlemleri temelden değiştirilmektedir.

6-Kılavuzun A/315. maddesine göre zorunlu çalışma yükümlülüğüne tabi öğretmenlerin; zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet bölgelerindeki bakanlığa bağlı resmi eğitim kurumlarında fiilen öğretmen olarak geçirdikleri hizmet süreleri zorunlu çalışma süresinden sayılacaktır. Öğretmenlerin derece ve kademeleri veya  hizmet puanı hesaplanırken diğer kurumlarda (öğretmenlik dışında geçen) geçmiş hizmetlerinin göz önünde bulundurulması, ancak zorunlu hizmet bölgesinde görev yaptıkları sürenin göz önünde bulundurulmamasının genel eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu açıktır.

7- Kılavuzun A/2. maddesinde özür durumuna bağlı yer değiştirmeler düzenlenmiştir. Diğer özür durumlarına ilişkin hükümlerde yer almamakla birlikte, kılavuzun A/2.1.5. maddesinde sağlık durumu özrüne dayalı olarak yer değiştirme isteğinde bulunanların atamalarının; tercihleri, alanlarında norm kadro açığı ve hizmet puanı üstünlüğüne göre değerlendirileceği belirtilmektedir. Kılavuzda yer alan bu hüküm, isteğe ve özre dayalı yer değiştirme isteklerinin birlikte değerlendirileceği izlenimi uyandırmaktadır. Oysa yer değiştirmelerde öncelik sırası, özrü olanlarla olmayanlar birlikte değerlendirilerek değil, özür grupları kendi aralarında değerlendirilerek saptanır. 3397 sayılı yasanın “…özürler gruplandırılarak önem ve öncelik sırasına konulur ve gruplarına göre puanlandırılır.” (m.61/5) biçimindeki kuralı başka biçimde anlaşılamaz. Aksi bir düzenleme veya uygulama 3397 sayılı yasanın değişik 61/5. maddesine aykırılık oluşturacaktır. (Göz önünde bulundurulmayan önerilerimiz taslaktaki numara sırasına göre yazılmıştır.)

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu