Dünya Kadın Yürüyüşünün (DKY) “Kadınlar Savaşa Hayır Diyor” Kampanyası

ŞUBAT- MART 2006

Biz; Amerikalı, Iraklı ve dünyanın çeşitli yerlerinden Kadınlar, Irak`taki anlamsız savaştan ve dünyanın her yerinde sivillere yönelik zalim saldırılardan bıktık sevdiklerimizi toprağa verdik. Yaşanan fiziksel ve ruhsal acılarla mahvolmuş çok fazla hayat gördük. Ailelerimizin en temel yiyecek, barınak, eğitim ve sağlık ihtiyaçları karşılanmazken, en değerli kaynaklarımızın savaşa akıtıldığını dehşetle seyrettik. Sürekli şiddet korkusu içinde yasamaya ve nefretin, hoşgörüsüzlüğün bir kanser hücresi gibi büyüyüp evlerimize, içinde yasadığımız topluluklara sızmasına tahammülümüz kalmadı artık!..

Bu, kendimiz ya da çocuklarımız için istediğimiz bir dünya değil. İçimizdeki yangın ve kalbimizdeki sevgi ile, biz kadınlar; sınırları aşıp birleşerek bu kan ve yıkımı durdurmak talebiyle harekete gediyoruz.

Irak`ın yabancı güçlerce işgalinin, bu işgale karşı silahlı bir hareketi nasıl körüklediğini ve bunun da sonu gelmeyen bir şiddet döngüsü yarattığını görüyoruz. Artık askeri modelin bırakılıp, çatışmayı çözmeye dayalı ve aşağıdaki unsurları içeren bir modele geçilmesinin zamanı geldi:

  • Tüm yabancı birliklerin ve yabancı savaşçıların Irak`tan çekilmesi;
  • Yurttaşlık hakları ellerinden alınmış Iraklıların toplumun her alanına yeniden dahil edilmeleri için müzakereler;
  • Kadınların barış sürecinde tam anlamıyla temsili ve savaş sonrası Irak`ta kadın-erkek eşitliğinin tamamıyla sağlanacağı taahhüdü;
  • Irak`ta yabancı üs kurulmasına yönelik planlardan vazgeçileceği taahhüdü;
  • Irak`taki petrolün ve diğer tüm kaynakların Iraklılarca kontrolü;
  • İşgal altında geçirilen tüm özelleştirme ve deregülasyon yasalarının iptali; savaş sonrası Irak ekonomisinin yönünün Iraklılarca şekillendirilmesi;
  • Ülkenin yeniden inşası için büyük bir çalışmanın başlatılması; bu inşa sürecinde Iraklı müteahhitlere öncelik verilmesi ve finansmanın Irak`ın işgalinden sorumlu olan ülkelerce karşılanması;
  • Ülkede geçici olarak çokuluslu bir barış gücü kurulması ve bu barış gücünde işgalci ülkelerin birliklerinin bulunmaması;

Bu barış sürecini başlatmak için, farklı nesillerden, ırklardan, etnik gruplardan, dinlerden, ülkelerden ve politik görüşlerden gelen kadınlardan oluşan büyük bir kadın hareketi yaratıyoruz. Siyasi çözüm için, hep birlikte, kendi hükümetlerimize, Birleşmiş Milletlere, Arap Ligi`ne, Nobel Barış Ödülü sahiplerine, dini liderlere ve uluslararası toplumun diğer aktörlerine baskı yapacağız. Bölücü köktenciliklerle tanımlanan bu çağda, dünya liderlerine, insanlık ailesi ve dünyamız için en temel değer olan barışı yaymak için, bizlere katılmaları yönünde çağrıda bulunuyoruz.

8 MARTTA TOPLADIĞIMIZ 7 BİN İMZAYI  KADIN ÖRGÜTLERİYLE ORTAK YAPTIĞIMIZ BASIN AÇIKLAMASIYLA ABD BÜYÜK ELÇİLİĞİNE TESLİM ETTİK

KADINLAR SAVAŞA HAYIR DİYOR!

Dünya Kadın Yürüyüşünün (DKY) bütün katılımcı grupları ve Code Pink`in (Irak`ın istilasına karsı ABD`de kurulmuş bir kadın ağı) “Kadınlar Savaşa Hayır Diyor” kampanyasına destek amaçlı Eğitim Sen`den doğru Türkiye çapında başlattığımız kampanyada 7 bin imza topladık. ABD`li ve Iraklı kadınlar Dünya çapında 100.000 kadından toplamayı hedefledikleri  imzaları Washington`daki liderlere, dünya kadınları ise ABD Büyükelçiliklerine ulaştıracaklardır.

Biz kadınlar dünyanın her yerinde yaşanan işgallerin, savaşların son bulmasını, ABD hükümetinden Irak`ın işgaline son vererek kadınların tam katılımının sağlanacağı görüşmeleri başlatmasını istiyoruz. Görüşmelerin işgal güçlerinin dışındaki ülkelerin öncülüğünde yürütülmesini, demokratik ve eşitlikçi bir yeniden yapılanma sürecinin başlatılmasını istiyoruz.

Ülkemizde de yıllardır süren çatışmalı ortamın en büyük mağduru yine kadınlar olmuştur.  Kadına yönelik her türlü ayrımcılığın yanı sıra fuhuş, aile içi şiddet, ekonomik ve siyasal şiddet her geçen gün daha da tırmanıyor. Ailede, eğitim kurumlarında ve bir bütün olarak toplumun tüm birimlerinde  yükselen şiddet dalgası artık kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Bu şiddetin mağduru ve tanığı olarak biz Türkiyeli kadınlar, Iraklı kadınların yaşadıkları acıları yakından görüyor ve hissediyoruz.

Biz; Amerikalı, Iraklı, Türkiyeli ve dünyanın çeşitli yerlerinden kadınlar, Irak`taki anlamsız savaştan ve dünyanın her yerinde sivillere yönelik zalim saldırılardan bıktık sevdiklerimizi toprağa verdik. Yaşanan fiziksel ve ruhsal acılarla mahvolmuş çok fazla hayat gördük. Ailelerimizin en temel yiyecek, barınak, eğitim ve sağlık ihtiyaçları karşılanmazken, en değerli kaynaklarımızın savaşa akıtıldığını dehşetle seyrettik. Sürekli şiddet korkusu içinde yasamaya ve nefretin, hoşgörüsüzlüğün bir kanser hücresi gibi büyüyüp evlerimize, içinde yasadığımız topluluklara sızmasına tahammülümüz kalmadı artık!..

Bu, kendimiz ya da çocuklarımız için istediğimiz bir dünya değil. İçimizdeki yangın ve kalbimizdeki sevgi ile, biz kadınlar; sınırları aşıp birleşerek bu kan ve yıkımı durdurmak talebiyle harekete gediyoruz.

Irak`ın yabancı güçlerce işgalinin, bu işgale karşı silahlı bir hareketi nasıl körüklediğini ve bunun da sonu gelmeyen bir şiddet döngüsü yarattığını görüyoruz. Artık askeri modelin bırakılıp, çatışmayı çözmeye dayalı ve aşağıdaki unsurları içeren bir modele geçilmesinin zamanı geldi:

  • Tüm yabancı birliklerin ve yabancı savaşçıların Irak`tan çekilmesi;
  • Yurttaşlık hakları ellerinden alınmış Iraklıların toplumun her alanına yeniden dahil edilmeleri için müzakereler;
  • Kadınların barış sürecinde tam anlamıyla temsili ve savaş sonrası Irak`ta kadın-erkek eşitliğinin tamamıyla sağlanacağı taahhüdü;
  • Irak`ta yabancı üs kurulmasına yönelik planlardan vazgeçileceği taahhüdü;
  • Irak`taki petrolün ve diğer tüm kaynakların Iraklılarca kontrolü;
  • İşgal altında geçirilen tüm özelleştirme ve deregülasyon yasalarının iptali; savaş sonrası Irak ekonomisinin yönünün Iraklılarca şekillendirilmesi;
  • Ülkenin yeniden inşası için büyük bir çalışmanın başlatılması; bu inşa sürecinde Iraklı müteahhitlere öncelik verilmesi ve finansmanın Irak`ın işgalinden sorumlu olan ülkelerce karşılanması;
  • Ülkede geçici olarak çokuluslu bir barış gücü kurulması ve bu barış gücünde işgalci ülkelerin birliklerinin bulunmaması;

Barış sürecini başlatmak için, farklı ırklardan, etnik gruplardan, dinlerden, ülkelerden ve politik görüşlerden gelen kadınlardan oluşan büyük bir kadın hareketi yaratıyoruz. Siyasi çözüm için, hep birlikte, kendi hükümetlerimize, Birleşmiş Milletlere, Arap Ligi`ne, Nobel Barış Ödülü sahiplerine, dini liderlere ve uluslararası toplumun diğer aktörlerine baskı yapacağız. Bölücü köktenciliklerle tanımlanan bu çağda, dünya liderlerine, insanlık ailesi ve dünyamız için en temel değer olan barışı yaymak için, bizlere katılmaları yönünde bir kez daha  çağrıda bulunuyoruz.

ULUSLAR ARASI AF ÖRGÜTÜ  MEKTUP YARIŞMASI

GÜLDÜNYA`YA SESLENİŞ

Uluslararası Af Örgütü “Kadına Yönelik Şiddete Son” kampanyası çerçevesinde sizi, kadınlara yönelik aile içi şiddetin en korkuncu olan ve soğukkanlılıkla işlenen namus cinayetlerine karşı söyleyecek sözü olan herkesi, Güldünya`ya mektup yazmaya davet ediyor.

Güldünya Tören teyzesinin damadının tecavüzüne uğrayarak hamile kaldı ve kardeşleri tarafından, ailenin “namusunu” temizlemek için Şubat 2004`te öldürülerek yaşadığı trajediyle Türkiye`de namus cinayetlerinin görünür hale gelmesinde

büyük rol oynadı.

Katılım

Yaş ve cinsiyet kısıtlaması olmayan mektup yarışmasında katılım için temel ölçüt, yazım dilinin toplumsal cinsiyet duyarlı olması ve mektubun kadına yönelik şiddeti olağan bulan, kabul eden ve kabullenen toplumsal bakış açısının değişmesine yönelik bir yaklaşımla yazılmasıdır.

Son Teslim Tarihi     5 Şubat 2006 Mektupların Gönderileceği Adres P.K. 56, Küçükesat /ANKARA

Seçici Kurul  Aylin Aslım, Emine Yaman, Halime Güner, İlkay Bahçetepe, Leyla İpekçi, Leyla Pervizat,

Nebahat Akkoç, Şevket Akdemir, Yeşim Denizel, Yıldırım Türker Mektup Yazımında Dikkat Edilecek Noktalar

1- Mektuplar, en fazla 3 (üç) sayfa, A4 boyutunda beyaz kâğıda, Times New Roman karakterinde, 12 punto, 1,5 satır aralık üst-alt-sol boşluk 2,5 cm, sağ boşluk 1,5 cm formatında olmalıdır.

2- Tükenmez ya da dolmakalemle yazılan mektuplar ise kitap harfleriyle okunaklı bir şekilde hazırlanmalıdır.

3- Mektuplar 4 (dört) kopya halinde gönderilecektir.

4- Mektupların üzerine yazarın adı yazılmayacak, mektubun giriş/ilk sayfasının sol üst köşesinde rumuz belirtilecektir. Birden fazla mektup gönderen katılımcılar, tüm mektupları için aynı rumuzu kullanacaklardır. Farklı katılımcıların rumuzlarının aynı olması durumunda Mektup Yarışması Düzenleme Komitesi`nce başka bir rumuz verebilir. Adaylar, ayrıca, üzerinde rumuzlarının yazılı olduğu kapalı bir zarfın içine bir fotoğrafla birlikte adlarını, soyadlarını, rumuzlarını, posta ve e-posta adreslerini, telefon/faks numaraları ile yarım sayfayı geçmeyen imzalı özgeçmişlerini içeren bilgileri mektuplarıyla birlikte posta yoluyla göndereceklerdir.

5- e-posta yoluyla gönderilen ya da son başvuru tarihinden sonra elimize ulaşan mektuplar değerlendirmeye alınmayacaktır.

6- Yarışmaya katılan eserlerin tüm telif hakları Uluslararası Af Örgütü`ne aittir.

Sonuçların Açıklanması

Kazananlar Dünya Kadın Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenecek törende kamuoyuna duyurulacaktır. Ayrıca Uluslar arası Af Örgütü`nün web sitesinde yayımlanacaktır.

Ödüller

Kazanan ilk üç kişiye Uluslar arası Af Örgütü tarafından plaket verilecektir. Yarışmaya katılan mektuplar bir kitap haline getirilerek yayımlanacaktır.

Ayrıntılı bilgi için telefon: 0 212-258 43 67 – www.amnesty-turkiye.org

Arka Plan Bilgisi

Uluslararası Af Örgütünün “Kadına Yönelik Şiddete Son” Kampanyası çerçevesinde “Güldünya`ya Sesleniş” adlı bir mektup yarışması düzenlenmektedir. Yarışma evde, sokakta, işyerinde, toplumda ve devletin elinde kadınların karşı karşıya kaldığı şiddetin sona ermesini sağlamak üzere kadına yönelik şiddeti kabullenen, hatta olağan bulan; kadını edilgen ve boyun eğmesi gereken olarak gören toplumsal anlayışın değişmesi için görmezden gelinen bu şiddet biçimini görünür kılmak, kimsenin kaçamayacağı bir gerçeği sürekli gözler önünde tutmak ve bu konuda bilinçlenmeyi arttırmak amacını taşımaktadır.

Çünkü Güldünya toplumuzda var olan kadına yönelik şiddetin belki de en çarpıcı örneklerinden biri… Ama tek değil…

Güldünya, evli akrabasının tecavüzüne uğradı ve bu tecavüz sonucunda hamile kaldı ve çocuğunu dünyaya getirdikten sonra aile meclisi tarafından öldürülmesine karar verildi. Şubat 2004`de, doğum yaptıktan  sadece haftalar sonra erkek kardeşleri tarafından sokak ortasında vuruldu. Ama başaramadılar!

Güldünya hastaneye kaldırıldı ve korunması için polisten yardım istedi. Ama tek başına bırakıldı. Gece geç saatte, katiller elini kolunu sallayarak hastaneye girdiler ve Güldünya`yı bu kez öldürmeyi başardılar. Mahkeme katilleri yargılarken Güldünya`yı yok farz etti; avukatların müdahil olma talepleri her celse reddedildi.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu