2002 – 2005 Merkez Kadın Sekreterliği Çalışmaları

GENEL KURULDA KABUL EDİLEN ÖNERGELER

ÖNERGE

Kadınlara Pozitif Destek

GEREKÇE

Pozitif eylem, pozitif ayrımcılık kadınların katılımını arttırabilecek bir yöntemdir. Gerçekte eşit koşullara sahip olmayan gruplar arasında “fırsat eşitliği” politikalarının başarısızlığından hareketle geliştirilen “fırsat önceliği/pozitif ayrımcılık” yaklaşımı son yıllarda hem siyasal katılım hem de sendikal katılım açısından uygulama alanı bulmakta ve olumlu gelişmelere yol açtığı gözlenmektedir. Kadınların çalışma yaşamında ve sendikal süreçlerde eşit bir şekilde mücadele verilmesiyle mümkündür. Bunun öncelikli yolu sendikal politikalar oluşturulurken, kadın sorununun özgün bir şekilde dikkate alınmasıyla olanaklıdır. Ancak sadece sendikal politikaların kadın bakış açısıyla oluşturulması da yeterli değildir. Bu politikaların yaşama geçmesi aşamasında sorunun öznesi olan kadınların aktif katılımı gerekmektedir. Bu da kadınlara pozitif destek sağlanmasıyla olanaklı hale gelecektir.

Bu anlayışla Eğitim Sen`de; Varolan kadın sekreterliğinin daha da işlevli hale getirilmesi için;

Bu sekreterlik bünyesinde kadınlara yönelik programlı eğitim çalışmalarının yapılması, buna ilişkin kitapçık, bülten, broşür çıkartılmasını,

Kadın kurultayının düzenlenmesini,

Çalışma yaşamında kadınlar aleyhine ayrımcılık getiren yasaların belirlenmesi, buna karşı çeşitli çalışmaların yürütülmesi toplu sözleşme sürecinde bunların önemle ele alınmasının sağlanması,

Toplumda cinsiyetçi iş bölümünün cinsiyetçi kültür ve egemenliğinin sorgulanarak eşit haklı ve eşit ücretli çalışma haklarının korunması ve geliştirilmesi için gerekli program ve projelerin oluşturulması,

Çocuk odalarının oluşturulması,

Kadın sekreterliğinin yürütülmesi için ayrı bütçeye kavuşturulması,

Karar süreçleri ve tüzüğümüzün 22/L maddesi uyarınca: şube açma yetkisi genel kurula ait olduğundan yada bu konuda Merkez Yönetim Kuruluna yetki verilmesi öngörüldüğünden, görevleri süresince Merkez Yönetim Kuruluna üye artışına ve örgütlenme alanında olabilecek değişikliklere göre şube açma yetkisi verilmesini öneriyoruz.

ÖNERGE:

Sermayenin uluslararası küreselleşmesine karşı, kadın örgütlenmesine ilişkin tasarıdır.

KARAR:

Sermayenin uluslararası küreselleşmesi ile, Kadınların daha da yoksullaştığı dünya nüfusunu oluşturan kadınların çoğunluğunun yoksulluk sınırının altında yaşadığı, yoksulluk ve açlıktan en çok kadınların ve çocukların etkilendiği gerçekliği üzerinden; kadınların ulusal ve uluslararası dayanışma ayağının oluşturulması ve hareketinin sağlanması.

1-2-3 MART 2002 TARİHİNDE YAPILAN EĞİTİM SEN 1. OLAĞAN GENEL KURULUNDA KADIN SEKRETERLİĞİ İLE İLGİLİ ALINAN KARARLAR

Her şubede Kadın Sekreterliği ve Kadın Komisyonlarının oluşturulması.

Sendikal organlarda kadınlara daha etkin temsiliyet ve olanaklar sağlanması.

Doğum izinlerinin ebeveynlerinin ücretli iznine dönüştürülmesi.

Sendika yayın organlarında kadınların taleplerine ve sorunlarına yer veren özel bölümler ayrılması.

Toplu görüşme süreçlerinde kadın temsilcilerinin de katılması.

Kadın eğitim çalışmaları için fon oluşturulması.

Tüzüğün disiplin bölümünde cinsel taciz, tecavüz, şiddet suç olarak tanımlanması ve uygulanması.

Bu sekreterlik bünyesinde kadınlara yönelik programlı eğitimli çalışmalarının yapılması, buna ilişkin kitapçık, bülten, broşür çıkartılması.

Kadın Kurultayının düzenlenmesi.

Çalışma yaşamında kadınlar aleyhine ayrımcılık getiren yasaların belirlenmesi, buna karşı çeşitli çalışmaların yürütülmesi, toplu sözleşme sürecinde bunların önemle ele alınmasının sağlanması.

Toplumda cinsiyetçi iş bölümünün cinsiyetçi kültür ve egemenliğinin sorgulanarak eşit haklı ve eşit ücretli çalışma haklarının korunması ve geliştirilmesi için gerekli program ve projelerin oluşturulması.

Çocuk odalarının oluşturulması.

Kadın Sekreterliğinin yürütülebilmesi için ayrı bütçeye (fon) kavuşturulması.

Karar süreçleri ve yönetim organlarında kadınların aktif olarak yer almasının sağlanması için önümüzdeki süreçte gerekli çalışmaların yapılması.

Kadınların ulusal ve uluslararası dayanışma ağının oluşturulması.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Gününün resmi tatil olması için çalışılması.

Kadın Eğitim Emekçilerini Sendika İle Bütünleştirmek Üzere;

Eğitim seminerleri, panel, söyleşi ve sohbet toplantıları düzenlenmeli,

Kadın komisyonları oluşturulmalı ve sürekliliği sağlanmalı,

Kadın komisyonları için çalışma programı hazırlanmalı,

İşyeri temsilcileri toplantılarında kadın sorunlarıyla ilgili gündem oluşturulup, tartışılmalı,

Özel günlerde  (8 Mart, 25 Kasım, Anneler Günü, 1 Mayıs, 1 Eylül) çeşitli sosyal kültürel etkinlikler şenlik, konser, tiyatro, şiir dinletisi, film gösterimi, çay, kermes gibi etkinlikler düzenlenmeli,

Kadın üyelerle hastalık, doğum, ölüm, evlilik ve boşanma gibi durumlarda dayanışmayı güçlendirici çalışmalar yapılmalı,

Kadın çalışanların ihtiyaçlarını tespit etmeye yönelik anket çalışması ve işyeri toplantıları yapılmalı,

Yerel düzeyde yaşanan özgün kadın sorunlarına cinsel taciz, tecavüz, intihar gibi

müdahale için basın açıklamaları ve  eylemler yapılmalı,

Yerel kadın platformları ve emek platformu düzeyin kadın dayanışmasının sağlama çalışmaları yürütülmeli,

Yeni üye olan kadınlara yönelik özel gündemli toplantılar yapılmalı,

Kadın üyelerin yoğun olduğu işyerlerinde özel toplantılar, okul gezileri düzenlenmeli,

Sendika mekanlarının kadın üyelerinin ihtiyaçlarına uyarlanması için  çalışmalar yapılmalı,

Ders kitaplarının cinsiyetçilikten arındırılmasına yönelik komisyon çalışmaları yapılmalıdır.

Çalışan Kadınlara Fırsat Eşitliği Sağlamak İçin

Terfi sorunu yaşayan kadın üyelere hukuki destek sağlanmalı,

Pantolon eylemi gibi TİS sürecinde kreş ve doğum izni eylemi yapılmalı,

İşyerinde taciz karşısında kadın üyelere hukuki destek sağlanmalı,

Medeni Yasa değişiklikleri ile ilgili  bilgilendirme toplantıları eylem ve etkinlikler düzenlenmelidir.

İş ve Aile Sorumluluklarının Paylaşılması İçin

İş ve aile sorumluluklarının paylaşılması konusunda panel, forum gibi etkinlikler düzenlenmeli,

AÇEV ile anne destek ve baba destek programı sürdürülmelidir.

Bu Çalışmaları Sürdürürken Karşılaşılan Engeller

Öncelikle bu çalışma ve etkinliklerin sürekli, planlı ve programlı bir biçimde sürdürülememesi,

Söz konusu çalışmaların yalnızca duyarlı ve sayıca az belirli bir çevre tarafından yürütülmesi sonucu, eylem ve etkinliklerin rutinleşmesi, yaratıcılıktan ve inandırıcılıktan yoksun hale gelmesi,

Sendikanın politik ve örgütsel öncelikleri sonucu bu çalışmalar ikincilleştirmesi ve önemsizleştirilmesi,

Kadın sekreterliklerinin sendikanın bütünsel politikalarının bir bileşeni olarak görülmeyip yalnızca kadınlara ait bir alan olarak kabul edilmesi,

Şube Kadın sekreterlerinin Genel Merkezle sistemli, düzenli ve eşgüdümlü bir çalışma yapamaması ve kadın sekreterliklerinin çalışma alanı konusunda kafalardaki belirsizlik,

Örgütteki cinsiyetçi yaklaşım ve kadın sorununun her düzeydeki sendika üyesi tarafından hafife alınması,

Kadın sekreterliklerinin ve kadın komisyonlarının eylem ve etkinliklerinin finansmanında yaşanan güçlükler,

Kadın sekreterlerinin yönetim kurullarındaki ikincileştirilen konumları,

Kadın üyelerin ihtiyaçları ile örgütsel öncelikler arasındaki gerilim sonucu kadın üyelerin kendi sorun ve ihtiyaçlarına yabancılaşması, güçsüzleşmesi ve sendikadan uzaklaşmasına neden olmaktadır.

Kadınların Talepleri ve Gereksinimlerini Sendika Politikası Haline Getirmek İçin

Genel Merkez Kadın Sekreterliği ile Şube Kadın Sekreterlerinin eşgüdümlü çalışma yürütebilecekleri bir örgütsel yapılanma sağlanmalı,

Yukarıda belirtilen sorunlar ve engelleri karşısında sendika politikalarını belirlemek için, kurultay ve sempozyumlar düzenlenmeli ve bunun için kapsayıcı bir toplantı düzenlenmeli,

Toplu görüşme öncesi KESK`e verilmek üzere, kadınların taleplerini ve ihtiyaçlarını belirlemek için toplantılar ve anket çalışmaları yapılmalı,

TİS görüşmelerine  kreş, doğum izni ve “işyerinde cinsel taciz” konusu eklenmeli,

Kreş ve doğum izinlerine yönelik KESK`le ortak bir kampanya başlatılmalı,

25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma gününden başlayarak işyerinde cinsel taciz konusunun, emek hareketinin gündemine girmesi için mücadele başlatılmalı,

Çalışan kadınlara yöneticilik konusunda fırsat eşitliği sağlamak için, mesleki eğitim ve hizmet içi eğitimde öncelik tanınması için MEB`le görüşülmeli,

İşyeri temsilcilerinin eğitiminde kadın temsilcilere öncelik tanınmalı,

Kadın üyelere yönelik güçlendirici eğitimler yapılmalı,

Kadın sekreterlikleri arasında işbirliği ve etkileşimi güçlendirmek ve ortak bir dil yaratmak için sürekli yayın, bülten vb. çıkarılmalı,

Kadınların sendika ile bütünleşmesini sağlamak için, aile içi şiddet ve ev işlerinin paylaşılması konularında sendika içi kampanyalar örgütlenmeli,

Kadın sekreterliklerinin eylem ve etkinliklerinin finansmanına bütçe ayrılmalı,

Cinsiyet eşitsizliği  sorununun, sadece kadınların sorunu olmadığının bilince çıkarılması için Genel Merkez, Şube Yöneticileri ve İşyeri Temsilcileri düzeyinde eğitim çalışmaları yapılmalıdır.

EĞİTİM SEN 2002- 2005 DÖNEMİ KADIN YÖNETİCİLERİ ORANI

YÖNETİCİ         KADIN  (%)       ERKEK (%)       TOPLAM

Genel Merkez   1          14        6          86        7

Şube Yönetimi  123       18        570       82        693

Başkan 3          3          96        97

ŞUBELERE GÖRE

KADIN YÖNETİCİLER

Şube Sekreteri  12        12        87        88

Mali Sekreter    9          9          90        91

Örgütlenme Sekreteri     10        10        89        90

Eğitim Sekreteri            12        12        87        88

Özlük Hukuk Sekreteri   11        11        89        89

Kadın Sekreteri 67        67        32        33

MERKEZ KADIN SEKRETERLİĞİ ÇALIŞMA PROGRAMI

Gerçek anlamda demokrasiye ulaşmanın ve özgürleşmenin gereklerinden olan cinsiyet eşitliğinin sağlanması sorunu,  demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren sendikaların da sorunudur. Eğitim emekçisi kadınların yaşadığı ayırımcılığın açığa çıkarılması; kadınların potansiyel yeteneklerini ve üretkenliklerini açığa çıkaracak çalışma koşullarının elde edilmesi sendikaların temel hedefleri arasındadır.

Sendikal mücadele, ayırımcılığın ve sömürünün olmadığı bir dünyanın kurulmasının olduğu kadar kadınların ikincil konumlarının farkına varması, bilinçlenmesi, örgütlenerek değiştirme gücünü açığa çıkarmanın da önemli bir aracıdır.

Kapitalist küreselleşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte ortaya çıkan hızlı değişimler sendikal stratejimizde ve örgütsel yapılanmamızda kimi değişiklikler yapmamızı gerektiriyor. Sendikalar yeni politika ve stratejilerle emek hareketini geliştirmeye çalışırken, aynı zamanda küreselleşmeyle birlikte derinleşen cinsiyet eşitsizliklerine karşı politikalar geliştirmektedir. Eğitim-Sen, kadın eğitim emekçilerinin de örgütlü gücü haline gelebilmek için bir yandan cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını hedefleyen çalışmalar yürütürken öte yandan kadınların yönetim organlarına erkeklerle eşit katılımını engelleyen nedenler ortadan kalkıncaya kadar pozitif destek politikalarını hayata geçirmektedir. Bütün üyelerin aktif katılımı ve demokratik temsilin sağlanması aynı zamanda  sendika içi demokrasinin temel koşuludur.

Dünya çapında sendikaların üye kaybettiği ve genç üye sıkıntısı yaşadığı bir konjonktürde ülkemizde sendikaların kadın üye sayıları göreceli olarak artmaktadır. Fakat bu artışa rağmen karar alma mekanizmalarına kadınların katılımı çok yetersizdir. Eğitim-Sen şimdiye kadar sürdürdüğü cinsiyet eşitliği politikalarının olumlu sonuçlarını kısa sürede almıştır. Kadın üye oranındaki bu artışının pozitif destek politikalarıyla da desteklenmesi gerekir.

Ülkemizde eğitim iş kolunda çalışan kadınların oranı % 44, sendikamızdaki kadın üye oranının % 39`a çıkmasına karşın, karar alma süreçlerinde kadın temsili genel merkezde % 14,2 (7 yöneticiden biri kadın), Şube yönetimlerinde % 18,6 (602 şube yöneticisinden 112`sii kadın) ile çok yetersizdir.

Kadın Sekreterliği, oluşturduğu program çerçevesinde öncelikli olarak kadın üyelerimizin sorunlarının belirlenerek mücadele çizgimiz çerçevesinde geliştirilecek çözüm yöntemleriyle, var olan olumsuzlukların giderilmesi, kadınların toplumsal yaşama ve sendikal örgütlenmeye aktif katılımının arttırılması, emeğini ve kendini örgütleyebilmesi politika üretebilmesi için çalışılacaktır.

Bunun içinde önümüzdeki süreçte;

Eğitim Sen, kadının sendikal mücadeleye katılımını arttırmak için oluşturulmuş olan Kadın Sekreterliğinin sürekliliğinin sağlanması ve bütün şubelerde hayata geçirilerek güçlendirmesi için yapılan çalışmalar sürdürülecektir.

Şube Kadın Sekreterleriyle belirli dönemlerde toplantı düzenlenecek ve hayata geçirilen çalışmalar rapor edilecektir.

Sendikal işleyişi kadınların koşullarını gözeten bir tarzda (uygun saatleri seçmek, çocuk odaları, çocuk bakımı vb.) düzenlemek için çaba gösterilecektir.

KESK Kadın Sekreterliği ile kurulan düzenli iletişim devam ettirilecektir.

Yurt içi ve yurt dışındaki kadın örgütleri, sendikaların kadın birimleri ile iletişim geliştirilerek kadın eğitim ve örgütlülüğüne ilişkin alternatif projeler üretilecektir.

Kadın Sekreterliğinin çalışmalarını sürdürebilmesi için ayrı bir bütçe oluşturulacaktır.

EĞİTİM ÇALIŞMALARI

Kadın üyelerin sendikal mücadeleye katılımını arttırma ve bilinçlendirilme, kadın sorunlarının çözümüne yönelik eğitim programları düzenleme ve genel eğitim programları ile bütünselleştirmek amacıyla,

Üyelerimizin cins ayrımcı (cinsiyetçi) düşünceleri aşabilmeleri, kadın erkek eşitliğini içselleştirebilmelerini sağlamak amacıyla karma eğitim çalışmaları, paneller, seminerler düzenlenecektir.

Geçen dönemde bazı şubelerimizde gerçekleştirdiğimiz “Toplumsal Cinsiyet Sorunlarına Duyarlılık” eğitimlerine diğer şubelerimizde de devam edilecektir.

Kadın yöneticilere, aktivistlere yönelik “güçlendirme (liderlik) eğitimi” programlanacaktır.

4)Sendikamızın kütüphanesi ve arşivi kadınlarla ilgili yayınlarla zenginleştirilecektir.

YAYIN FAALİYETLERİ

Genel Merkezin düzenli çıkardığı yayın organlarında kadın sorunlarının tartışıldığı, önerilerin yer aldığı sayfaların, yazıların düzenli olarak çıkarılmasına devam edilecektir.

Kadın mücadelesi açısından önemli olan günlerde (25 Kasım, 8 Mart) bildiri, afiş, bülten ve kokart çıkartılacaktır.

Kadına ilişkin uluslararası sözleşmelerin kitapçık haline getirilecek ve Eğitim Enternasyonali`nin kadınlarla ilgili yaptığı çalışmalar basılacaktır.

KURULTAY SÜREÇLERİ

Kadınlar arasında bilgi, deneyim aktarımını ve kendilerini ifade etmelerini sağlamaları, kadın sorunlarını açığa çıkarmaları, eylem programları geliştirmeleri açısından önemli işlevi olan Eğitim Sen Kadın Kurultayı düzenlenecektir.

EYLEMLİLİKLER

8 Mart, 25 Kasım ile ilgili eylem ve etkinlikler düzenlenecek, bu etkinliklere kitlesel kadın katılımını sağlamak için çalışılacaktır.

Örgütün kadın üyelerinin profilini çıkarmak amacıyla anket çalışması yapılacaktır.

Emekçi kadınların sendikal sürece yoğunluklu katılımını sağlamak amacıyla pozitif destek politikalarının hayata geçirilmesi için gerekli zemin yaratılmaya çalışılacaktır.

  1. Dünya Kadın Konferansı`nda alınan kararların takibi konusunda çalışmalar yapılacaktır.

ÖZLÜK HAKLARI

Yasa ve yönetmeliklerde kadınlar aleyhindeki her türlü ayrımcı uygulamaların kaldırılması için çalışmalar yürütülecektir.

Doğum izni, kreş gibi konulardaki taleplerimizin gerçekleşmesi için program ve kampanyalar geliştirilecektir.

Eğitimde cinsiyetçi öğelerin açığa çıkarılması ve arındırılması için alternatif oluşturan çalışmalar yapılacaktır.

Yaşamın her alanında hak ihlallerine uğrayan, toplumsal şiddeti farklı boyutlarıyla (ev içi, çalışma yaşamı, gözaltı, savaş…) yaşayan kadınların, göç ve deprem nedeniyle mağdur olan kadın ve çocukların adaptasyon, eğitim ve psikolojik sorunlarını yerinde araştırıp çözüm önerileri geliştirilecek merkezi bir komisyon oluşturulması için çalışılacaktır.

Kadın eğitim emekçilerin taleplerinin açığa çıkarılması ve toplu sözleşme görüşmelerinde temsil edilmesi ve toplu sözleşme öncesinde iş yerlerinde kadın emekçilerin önerilerinin alınması için çalışmalar yapılacaktır.

Giriş

Sermayenin küreselleşmesi sürecinde devleti yeniden yapılandırma çalışmaları, kamu hizmetlerini ve bu hizmetleri üretenleri doğrudan etkiliyor. Kamuda “reform” adı altında hedeflenen değişiklikler ve personel rejimi “reformu” hazırlıkları, hiç kuşkusuz, kamu çalışanı kadınların yaşam ve çalışma koşullarını daha da olumsuz etkileyecek. Başta eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik olmak üzere kamu hizmetleri şirketlerin kar alanı haline getirilmek isteniyor. Sendikal hak ve özgürlükler önündeki engeller sürerken; siyasi iktidar, çalışma koşullarını tek yanlı belirleme konusundaki ısrarını sürdürüyor. Kamuda çalışan kadınlar, hizmet üretimi içinde cinsiyet ayrımcılığından ve eşitsizlikten kaynaklanan sorunlarla boğuşurken, kamu hizmetlerinden yararlanma konusunda da geleceğe  güvenle bakamıyorlar. Yeni Personel Rejimi Yasası ile, iş güvencesi tüm kamu çalışanları için ortadan kalkarken, kadın emekçiler daha da dezavantajlı duruma düşecektir.

Küresel sermaye çizgisinin sosyal ve kültürel yaşama müdahalesi, en çok da kadına müdahaledir. Özgürlük diye lanse edilen  kültür, kadın bedeni üzerinden gelişen yozlaşma ile hızla yaygınlaşmaktadır. Bu süreçte ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal etmenler temel belirleyicilerdir elbette. Biri diğerinden bağımsız değildir. Küreselleşen kapitalist sistem, kadının emeğini dünden daha çok sömürmekte ve daha kötü şartlarda yaşamaya mahkum etmektedir.Yapısal uyum adı altında uygulamaya konulan politikalar, kamusal alanın daraltılarak özelleştirilmelerin hızlandırılması, üretimin azaltılması, emeğin maliyetinin düşürülmesi şeklinde sonuçlanmıştır. Kamusal ve sosyal hizmetlerin nicel ve nitel olarak kısıtlanması sonucunda, gelirler düşmüş, bunun sonucunda  işsizlik ve toplumsal şiddet artmıştır.

Ataerkilliğin tarihsel kuruluşundan günümüze kadar uzanan ve daima diğer sömürü, tahakküm ve şiddet mekanizmalarıyla iç içe geçerek kendini yeniden üreten kadına yönelik şiddet olgusu, içinden geçtiğimiz kapitalist küreselleşme döneminde ortaya çıkan savaş ve militarizm, yoksullaşma, zorunlu göç ve ekolojik tahribatlar sonucunda daha da yoğunlaşmış,  kadın ticareti ve savaşlarda toplu tecavüzler gibi şiddet biçimleri öne çıkmıştır. Kadına karşı şiddet dünyada en yaygın olan, ancak yasal olarak en az tanımlanan insan hakları sorunudur. Kadını ikincilleştiren ve baskı altına  alan  egemen sistemin ürünü olan kadına karşı şiddet, bugün dünyanın her yanında farklı sınıf, statü, etnik, milli, dini vb. gruplardan her yaşta kadını çeşitli biçimlerde etkilemeye devam etmektedir.

Güçlü bir erkek egemen toplumsal yapıya sahip olan ülkemizde de ‘geleneksel` şiddet biçimlerinin yanı sıra, kadına yönelik şiddet son zamanlarda bazı yeni biçimler alarak güçlenmektedir. Buna rağmen bu konuda hala anlamlı bir ilerleme sağlanamamaktadır. Yoksullaşma, siyasi ve dinsel gericilik, savaş ve militarizm ortamında kadına yönelik her türlü ayrımcılığın yanı sıra fuhuş, aile içi şiddet ve siyasal şiddet gibi konularda yoğunlaşmalar yaşanmaktadır. Öte yandan ceza yasalarının yetersiz kaldığı ve hızlı bir toplumsal çözülmenin yaşandığı günümüzde hala namus cinayetleri yaygın olarak yaşanmakta

Kadınlar, bir yandan emekçi kimlikleriyle diğer yandan cinsiyetçi işbölümünün yarattığı sonuçlarla eziliyorlar.Toplumsal hayatın değişik alanlarında, siyasette, sendikal hayatta, kültürde, sanatta, sosyal faaliyetlerde yer almada zorlanıyor.

Günümüzde kadınların, kamu sektörü başta olmak üzere işgücü içindeki oranı giderek artmaktadır. Kadınlar, bütün hizmet sınıflarının iç hiyerarşisinde alt düzeylerde yoğunlaşmış olsa bile, iş güvencesi açısından en güvenilir ve tercih edilir çalışma alanı olduğu için kamu kesimini tercih etmektedirler.Türkiye`de kadınların önemli bir bölümü güvencesiz ve kayıt dışı çalışıyor. Kayıtlı çalışan kadınların ise %33`ü kamuda çalışıyor. 2 milyonun üzerindeki kamu çalışanının ise sadece %23`ü kadın. Birçok sektör, hala erkeklerin tekelinde ve birçok kamu hizmeti, kadınların üretebileceği işler olarak görülmüyor. Bugün kamuda çalışan kadınların %70`i yüksek öğrenim mezunu iken, yüksek öğrenim gören erkeklerin oranı % 50. Üstelik üst düzeyde istihdam edilen kamu çalışanı kadınların oranının %2`lere kadar düştüğünü görüyoruz. Kamu sektöründe çalışan memurların %33`ü kadın olmasına rağmen,  yönetimlerde ancak %27 oranında temsil edilmektedirler. Kadınların iş güvencesi açısından yoğunluklu olarak tercih ettikleri  bu alanlarda; özellikle eğitim, sağlık, büro hizmetleri gibi özlük ve mesleki sorunlar yoğunlukla yaşanmaya devam ediyor.

Öğretmenlik mesleği, geleneksel cinsiyet rollerine uygun olması nedeniyle  kadınların  en çok tercih ettikleri alandır ve toplum tarafından da teşvik edilmektedir. Ancak, iş ve sosyal yaşantılarında olumsuzluklar yaşayan eğitim emekçisi kadınlar, iyi anne, iyi eş ve iyi öğretmen olma baskısı  altında, kendilerine zaman ayırma, okuyup kendilerini geliştirme, sosyal çevre oluşturma, kendi meslek alanlarında  ilerleme, kariyer yapma ve siyasal, sendikal faaliyetlere katılma konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar.

Kadınların istihdam alanındaki eşitsiz konumu, bu alandaki yapısal ayrımcılık tarafından da desteklenmektedir. İşe giriş, emeklilik ve belirli işlere yönlendirilmede, çalışma koşulları, ücretler, izinler ve sosyal haklarda yükselme ve mesleki eğitim olanaklarından yararlanma, işyerinde cinsel tacize maruz kalma gibi. Kısacası cinsiyete dayalı ayrımcılık, hem  aile içinde hem de  kamusal alanda varlığını sürdürmektedir. Her ne kadar kamu sektöründe çalışan kadınlara karşı mevzuatlarda ayrımcı uygulamalar yoksa da, yukarda yapılan tespitlerden kaynaklı, fiili ayrımcılık ücret eşitsizliğine de ciddi anlamda  yansımaktadır. Sektörler, meslekler ve hiyerarşik yapılanmada dengesiz bir yığılma yaşanmaktadır. Cinsiyetçi işbölümü kadınları aile yaşamına bağladığı için, toplumsal süreçlerden dışlanmayı doğal ve değişmez göstermektedir. Demokratik siyaset ve tartışma kültürünün eksikliği, kadınların siyasal ve yönetsel süreçlerden dışlanmasına neden olmaktadır. Toplumsal yaşam deneyimleri, geleneksel ev sorumlulukları, anne ve eş rolleriyle sınırlı olan kadınlar, iki ayrı dünyanın değer ve davranış biçimleri arasında bocalamaktadırlar.

İçinde bunduğumuz yüzyıl, yasal anlamda tüm dünyada kadınlarının siyasal, ekonomik ve kültürel hak ve özgürlüklerini elde ettikleri bir dönem olmuştur. Fakat ataerkil zihniyet yasaların pratikte  yaşam bulmasını engellemektedir. Eşitsizlik ve ayrımcılığa uğramış olan toplumsal kesimlere kamusal destek ve öncelik verilmesini öngören  olumlu eylem politikaları, “fırsat eşitliği” yerine “fırsat önceliğini” öngörmektedir. Oysa sadece yasal eşitlik kadınların işte, siyasette, eğitimde, sendikalarda erkeklerle eşit temsil ve katılım hakkını garantilememektedir. Bugün çalışma yaşamına ilişkin  ne Uluslararası Çalışma Örgütü`nün (ILO) istihdamda ve eşit ücret  alanında  ayrımcılığı yasaklayan (no. 100-111) sözleşmeleri, ne de yasalar geniş ölçekli ayrımcılığın üstesinden gelememiştir. 1979 yılında uygulanmaya başlanan, 1985 yılında Türkiye`nin de imzaladığı, Kadınlara Karşı Her Tür Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi(CEDAW)`nde de ağırlıklı olarak yer vermesine; Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği Kararları`na rağmen  uygulamalarda aksaklıklar yaşanmaya devam ediyor. Ülkemizde Anayasaya “pozitif ayrımcılık” kavramının girmesi bile krize neden olabilmekte, toplumun hazır olmadığı söylenebilmektedir.

Çalışma yaşamında kadın erkek eşitliğinin sağlanması, yaşamın her alanında kadın erkek eşitliğinin sağlanmasıyla mümkündür. Eşitliğin sağlanması salt mevzuatla mümkün değildir. Eşitliğin mevzuat tarafından öngörülmesi zorunlu ve gerekli olmakla beraber, uygulamaya yansıtılması da aynı ölçüde zorunlu  ve gereklidir. Çünkü hukukun uygulamaya, uygulamanın da hukuka ihtiyacı vardır. Yüzyıllar boyu adeta kemikleşerek günümüze gelmiş anlayış, tutumların sorgulanması,bunların aşılması yönünde ciddi çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir. Davranış kalıplarının ve rollerin sorgulanarak değiştirilmesi kapsamlı etkin eylem  programlarının geliştirilip uygulanmasına ve sosyal tarafların  da konuya sahip  çıkmalarına bağlıdır.

Kapitalizmin yaşam koşullarına göre kendini yeniden şekillendiren erkek egemen kültür, bilinç ve pratik üzerindeki hakimiyeti ile sınıflar, halklar ve cinsler arasındaki eşitsizliği her geçen gün daha da derinleştirmektedir. Bu kültürü yıkabilmek çok boyutlu bir mücadele gerektirir elbette. Toplumlarda var olan tüm eşitsizlikler iç içe geçmiş ve temeli cinsiyet eşitsizliğine dayanır. Eşit, özgür ve demokratik bir toplum yaratmak, cinsiyet eşitsizliğine yönelik özgün bir mücadele yöntemi geliştirmeyi zorunlu kılmaktadır. Bin yıllardır toplum ve dolayısıyla kadın tarafından doğal ve değişmez olarak algılanan “Cinsiyet eşitsizliği olgusunun” görünür kılınmasın için öncelikle bir bilinçlenme ve aydınlanma sürecinin başlatılması gerekmektedir.

Sendikalar, güvenilirliğini ve gücünü pekiştirmek için mevcut  potansiyel üye tabanlarının öncelikli sorunlarını dile getirmek durumundadır. Buda temel toplumsal sorunlardan biri olan “Toplumsal Cinsiyet” sorununu, perspektif ve politikalarına dahil etmek, yapılanmasına yansıtmakla mümkün olacaktır.Cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi, hem sendikaların güçlenmesine, hem de toplumsal değişime öncülük etme rolünün pekişmesine yardımcı olacaktır. Bunu  gören bir noktadan hareketle, sendikamız kuruluşundan bu güne çok ciddi politikalar geliştirmiş, çalışmalar yürütmüştür.

Bu bağlamda Kadın Sekreterliğimizin, oluşturduğu program çerçevesinde öncelikli olarak  mücadele çizgimiz çerçevesinde geliştirdiği çözüm yöntemleriyle; var olan olumsuzlukların giderilmesi, kadın eğitim emekçilerine yönelik ayrımcı uygulamaları açığa çıkarılması, becerilerini, yeteneklerini ve kabiliyetlerini sergilemelerini sağlayacak çalışma koşullarını elde edilmesi, işyerinde ayrımcılığın bütün biçimlerini ortadan kaldırılması, kadınların toplumsal yaşama ve sendikal örgütlenmeye aktif katılımının arttırılması, liderlik becerilerinin geliştirilmesi, emeğini ve kendini örgütleyebilmesi için destek eğitim programları ve projelerini hayata geçirmek ve kadın haklarını savunup geliştirmek perspektifiyle çeşitli faaliyetler yürütülmüştür. Yine Eğitim Sen`de kadının sendikal mücadeleye katılımını arttırmak için oluşturulmuş olan örgütsel mekanizmaları örgütün bütününe yaymak, bu yapıları güçlendirmek için çalışmalar sürdürülmüştür.

Bunun için, şube kadın sekreterleriyle belirli dönemlerde toplantı ve eğitim seminerleri düzenlenerek, şubelerde yapılan çalışmalara dair raporlar alınmış, dönemsel eylem ve etkinlik programları çıkarılarak yaşama geçirilmiştir. Bu bağlamda, kadın üyelerin sendikal mücadeleye katılımını arttırma ve bilinçlendirilme,  sorunlarının çözümüne yönelik eğitim programları düzenleme ve genel eğitim programları ile bütünselleştirmek amacıyla; üyelerimizin cins ayrımcı (cinsiyetçi) düşünceleri aşabilmeleri, kadın erkek eşitliğini içselleştirebilmelerini sağlamak amacıyla karma eğitim çalışmaları, kampanyalar, basın yayın faaliyetleri, kadın kurultayları, paneller, seminerler, sempozyumlar düzenlenmiş; kadın üyelerimizi güçlendirmek amacıyla “Kadın Eğitimcilerin Eğitimi” gerçekleştirilmiş, sendikamızın kütüphanesi ve arşivi kadınlarla ilgili yayınlarla zenginleştirilmiştir.

KADIN EĞİTİM ÇALIŞMALARIMIZ

1-) KADIN SEKRETERLERİ EĞİTİMİ

Kadın üyelerin sendikal mücadeleye katılımını arttırma ve bilinçlendirme, kadın sorunlarının çözümüne yönelik eğitim programları düzenleme ve genel eğitim programları ile bütünselleştirmek amacıyla, kadın eğitimini sistematik olarak sürdürebilmek ve kurumsallaştırmak amacıyla hazırladığımız proje doğrultusunda, 28-29 Eylül 2002 tarihlerinde şube kadın sekreterleri eğitimi gerçekleştirildi. 70 şube kadın sekreterinin katılım sağladığı eğitimde “Toplumsal Cinsiyetçiliği Nasıl Yaşıyoruz?” “Küreselleşmenin Kadın Üzerindeki Etkisi”, “Eğitim Sen`in Kadın Politikaları” konuları işlendi. Grup çalışmalarında şube kadın sekreterlerinin çalışma raporları ve önümüzdeki sürece yönelik eylem ve etkinlik planı önerileri alındı.

Şube Kadın Sekreterleri Eğitiminde, Eğitim Sen`in kadın-erkek eşitliği konusundaki politikalarını dört başlıkta değerlendirmek üzere yapılan grup çalışması sonucu aşağıdaki sonuçlar çıkarılmıştır.

Kadın Eğitim Emekçilerini Sendika İle Bütünleştirmek Üzere;

Eğitim seminerleri, panel, söyleşi ve sohbet toplantıları düzenlenmeli,

Kadın komisyonları oluşturulmalı ve sürekliliği sağlanmalı,

Kadın komisyonları için çalışma programı hazırlanmalı,

İşyeri temsilcileri toplantılarında kadın sorunlarıyla ilgili gündem oluşturulup, tartışılmalı,

Özel günlerde  (8 Mart, 25 Kasım, Anneler Günü, 1 Mayıs, 1 Eylül) çeşitli sosyal kültürel etkinlikler şenlik, konser, tiyatro, şiir dinletisi, film gösterimi, çay, kermes gibi etkinlikler düzenlenmeli,

Kadın üyelerle hastalık, doğum, ölüm, evlilik ve boşanma gibi durumlarda dayanışmayı güçlendirici çalışmalar yapılmalı,

Kadın çalışanların ihtiyaçlarını tespit etmeye yönelik anket çalışması ve işyeri toplantıları yapılmalı,

Yerel düzeyde yaşanan özgün kadın sorunlarına cinsel taciz, tecavüz, intihar gibi

 müdahale için basın açıklamaları ve  eylemler yapılmalı,

Yerel kadın platformları ve emek platformu düzeyin kadın dayanışmasının sağlama çalışmaları yürütülmeli,

Yeni üye olan kadınlara yönelik özel gündemli toplantılar yapılmalı,Kadın üyelerin yoğun olduğu işyerlerinde özel toplantılar, okul gezileri düzenlenmeli,

Sendika mekanlarının kadın üyelerinin ihtiyaçlarına uyarlanması için  çalışmalar yapılmalı,

Ders kitaplarının cinsiyetçilikten arındırılmasına yönelik komisyon çalışmaları yapılmalıdır.

Çalışan Kadınlara Fırsat Eşitliği Sağlamak İçin:

Terfi sorunu yaşayan kadın üyelere hukuki destek sağlanmalı,

Pantolon eylemi gibi TİS sürecinde kreş ve doğum izni eylemi yapılmalı,

İşyerinde taciz karşısında kadın üyelere hukuki destek sağlanmalı,

Medeni Yasa değişiklikleri ile ilgili  bilgilendirme toplantıları eylem ve etkinlikler düzenlenmelidir.

İş ve Aile Sorumluluklarının Paylaşılması İçin:

İş ve aile sorumluluklarının paylaşılması konusunda panel, forum gibi etkinlikler düzenlenmeli,

AÇEV ile anne destek ve baba destek programı sürdürülmelidir.

Bu Çalışmaları Sürdürürken Karşılaşılan Engeller:

Öncelikle bu çalışma ve etkinliklerin sürekli, planlı ve programlı bir biçimde sürdürülememesi,

Söz konusu çalışmaların yalnızca duyarlı ve sayıca az belirli bir çevre tarafından yürütülmesi sonucu, eylem ve etkinliklerin rutinleşmesi, yaratıcılıktan ve inandırıcılıktan yoksun hale gelmesi,

Sendikanın politik ve örgütsel öncelikleri sonucu bu çalışmalar ikincilleştirmesi ve önemsizleştirilmesi,

Kadın sekreterliklerinin sendikanın bütünsel politikalarının bir bileşeni olarak görülmeyip yalnızca kadınlara ait bir alan olarak kabul edilmesi,

Şube Kadın sekreterlerinin Genel Merkezle sistemli, düzenli ve eşgüdümlü bir çalışma yapamaması ve kadın sekreterliklerinin çalışma alanı konusunda kafalardaki belirsizlik,

Örgütteki cinsiyetçi yaklaşım ve kadın sorununun her düzeydeki sendika üyesi tarafından hafife alınması,

Kadın sekreterliklerinin ve kadın komisyonlarının eylem ve etkinliklerinin finansmanında yaşanan güçlükler,

Kadın sekreterlerinin yönetim kurullarındaki ikincileştirilen konumları,

Kadın üyelerin ihtiyaçları ile örgütsel öncelikler arasındaki gerilim sonucu kadın üyelerin kendi sorun ve ihtiyaçlarına yabancılaşması, güçsüzleşmesi ve sendik

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu