Ayırımcılığa Karşı Kadınlar İçin Eşitlik Hemen Şimdi

Yaşanabilir bir dünya kurmak için kadınların evde, okulda ve toplumsal yaşamda karşılaştığı olumsuz koşulları değiştirmek istiyoruz. Kadın eğitimcilere yönelik ayırımcı uygulamaları açığa çıkararak, kadınların becerilerini, yeteneklerini ve kabiliyetlerini sergilemelerini sağlayacak çalışma koşullarını elde etmek ve işyerinde ayrımcılığın bütün biçimlerini ortadan kaldırmak için mücadele ediyoruz. Gerçek anlamda bir demokrasiye ulaşmanın ve özgürleşmenin gereklerinden olan cinsiyet eşitliğinin sağlanması sorunu, aynı zamanda demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren sendikamızın da temel sorunları arasında yer almaktadır.

Bu doğrultuda, üyesi olduğumuz Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), kamu çalışanı kadınların özgün sorunları ve taleplerini içeren, “AYIRIMCILIĞA KARŞI KADINLAR İÇİN EŞİTLİK HEMEN ŞİMDİ” adlı bir kampanya başlattı. 15 Mart 2002 tarihine kadar sürecek olan bu kampanyanın talepleri şunlardır;

Kılık kıyafet yönetmeliğinin çağdaş normlara göre değişmeli ve kadınların işyerlerinde pantolon giyebilmesinin önündeki engeller kaldırılmalıdır,En az 50 kişinin çalıştığı işyerlerinde ve küçük il/ilçe ve beldelerde merkezi kreşler açılmalıdır,Çalışma yaşamında kadına yönelik cinsiyetçi bakış açısının değişmeli, terfi ve atamalarda eşitlikçi davranılmalıdır,Çocuğun sevk işlemleri anne veya babanın isteğine bağlı yapılabilmeli, çocuk yardımı günün koşullarına uygun olarak belirlenmelidir,ILO standartlarına uygun olarak doğum öncesi 2 ay, doğum sonrası 1 yıl ücretli izin verilmelidir,Şiddet mağduru olan kadınlar için rehabilitasyon merkezleri oluşturulmalıdır.”Eşitlik için Örgütlenme” kampanyamızın programı doğrultusunda kamu çalışanı kadınların işyerlerinde pantolon giymesinin önündeki engellerin kaldırılması talebiyle kadın meslektaşlarımız 7 Aralık 2001 tarihinde işyerlerinde ütülü kumaş pantolon giyeceklerdir.

Türkiye`de eğitim emekçilerinin ekonomik ve sosyal haklar için yürüttüğü mücadelenin örgütsel ifadesi olan Eğitim-Sen, aynı zamanda kadın eğitimcilerin çalışma hayatında yaşadığı özgün sorunlar için de mücadele etmektedir. Kadın eğitim emekçilerinin en başta gelen taleplerinden birisinin işyerlerinde pantolon giymek olduğunu biliyoruz. Ve bu yasağın kadını ikincil cins gören ve bu nedenle çirkin kıyafetler içine hapseden gerici zihniyetlerin ürünü olduğunu da biliyoruz. Eğitimin çağdaş, demokratik ve laik bir içerik kavuşabilmesi için öncelikle kadınlara yönelik ayırımcı ve çağdışı, çalışma yaşamını zorlaştıran uygulamalara son verilmesi gerekmektedir.

Evli kadınların kamu çalışanı olmasını yasaklayan ve onları zorla evine gönderen Hitler Almanya`sında kadınların makyaj yapması, şık giyinmesi ve pantolon giymesi de yasaklanmıştı. Ülkemizde sendikaları ve örgütlenmeyi yasaklayan 12 Eylül askeri darbesinin kamu çalışanı kadınlara pantolon giyme yasağı getirmesi oldukça çarpıcıdır.

Kadın bedeni üzerinde sürdürülen bu savaş biz emek örgütlerine gösteriyor ki; kadın-erkek bütün emekçilerin özgürleşmesi ve insanca yaşanabilir bir dünyanın inşası yolunda yürürken kadınların özgürlüklerini sınırlayıcı, baskıcı rejimlerin kadınları ikinci sınıf gören zihniyetlerinden kalma tabular yıkılmalıdır.  Özgürlükçü, eşitlikçi, barışçıl ve dayanışmacı dünya görüşümüzün bir aynası olarak kadınların pantolon giymesini yasaklayan çağdışı düzenlemeleri değiştirmek istiyoruz. Kadın emekçilere yönelik ayırımcılıkla mücadele etmek ve kadınların haklarını savunup geliştirmeyi sendikal mücadelemizin vazgeçilmez bir parçası olarak görüyoruz.

Yaşamın her alanında çalışan ve üreten kadınların kendi yaşamını ilgilendiren konularda söz sahibi olması için;

Kadın Bedeni Üzerindeki Denetime Son Vermek İçin Eğitim-Sen`li Kadınlar 7 Aralık 2001 Tarihinde Okullara Ütülü Kumaş Pantolon Giyerek Gidecekler!

Unutmayalım Ki; Birimiz Giyersek Suç, Hepimiz Giyersek Hak Olur!

Kılık kıyafet yönetmeliğinin çağdaş normlara göre değiştirilmesi ve kadınların pantolon giyebilmesini istiyoruz.Çünkü; kadınların pantolon giymesinin yasaklayan, kadın bedeni üzerinde kontrol baskı kurmak isteyen, cinsiyetçi ve muhafazakar ideolojiler demokrasinin ve özgürlüklerin en büyük düşmanıdır. Çünkü; pantolon kadın emekçilere işyerlerinde daha rahat hareket etme imkanı sağlar ve kadın sağlığı için daha uygundur. Çünkü; kadınların pantolon giyme engelinin aşılması, EĞİTİM-SEN`in çağdaş, laik, demokratik eğitim mücadelesinin bir parçasıdır.

Artık Değişme Ve Değiştirme Zamanı Geldi!

Kadınlar İçin Kadınlarla Birlikte

Daha Güzel, Adil Ve Özgür Bir Dünya Kurmak İstiyoruz!

Haydi Kadınlar Eğitim-Sen`e

İŞYERİNDE KADIN BEDENİ ÜZERİNDEKİ DENETİME HAYIR!

KESK, kılık kıyafet yönetmeliğinin çağdaş normlara göre değiştirilmesi ve kadınların pantolon giymeyi de içeren bir dizi taleple kamu çalışanı kadınların taleplerini ve özlemlerini sendikal politikaların ve eylemin bir parçası haline getirmeye çalışıyor.

Bugüne kadar okullarda eğitimci kadınlara yapılan anketlerden anlaşıldığı kadarıyla, eğitim emekçisi kadınlar doğum izni, kreş vb. taleplerinin yanı sıra en çok okullarda pantolon giymeyi istemektedir. Sendikalarımızın yoğun bir örgütlenme çabası içinde olduğu böylesi bir dönemde kadın emekçilerin özgün taleplerinin sendikalarımız tarafından dile getirilmesi ve sahiplenilmesi daha fazla kadın emekçinin sendikal mücadeleye katacaktır. Kadınların taleplerinin sendikamızın da talepleri olduğuna işaret etmek amacıyla bir dizi talep etrafında bir kampanya başlattı.

ÇÜNKÜ; kadınların pantolon giymesinin yasaklanması kadın bedeni üzerinde kontrol kurmak ve baskı altında tutmak isteyen cinsiyetçi ve muhafazakar ideolojilerin ürünüdür.

ÇÜNKÜ; pantolon kadın eğitimcilerin işyerlerinde daha rahat hareket etmesini sağlar ve kadın sağlığı açısından daha tercih edilebilir.

ÇÜNKÜ; kadınların pantolon giyme engelinin aşılması, EĞİTİM-SEN`in çağdaş, laik, bilimsel ve demokratik eğitim mücadelesinin bir parçasıdır.

ÇAĞDAŞ, DEMOKRATİK VE LAİK EĞİTİM İÇİN KADIN EĞİTİMCİLER OKULLARDA PANTOLON GİYEBİLMESİNİ İSTİYORUZ!

Türkiye`de eğitim emekçilerinin ekonomik ve sosyal haklar için yürüttüğü mücadelenin örgütsel ifadesi olan Eğitim-Sen, aynı zamanda kadın eğitimcilerin çalışma hayatında yaşadığı özgün sorunlar için de mücadele etmektedir. Kadın eğitim emekçilerinin en başta gelen taleplerinden birisinin işyerlerinde pantolon giymek olduğunu biliyoruz. Ve bu yasağın kadını ikincil cins gören ve bu nedenle çirkin kıyafetler içine hapseden gerici zihniyetlerin ürünü olduğunu da biliyoruz. Eğitimin çağdaş, demokratik ve laik bir muhtevaya kavuşabilmesi için öncelikle kadınlara yönelik ayırımcı ve çağdışı, çalışma yaşamını zorlaştıran uygulamalara son verilmesi gerekmektedir.

Evli kadınların kamu çalışanı olmasını yasaklayan ve onları zorla evine gönderen Hitler Almanya`sında kadınların makyaj yapması, şık giyinmesi ve pantolon giymesi de yasaklanmıştı. Ülkemizde sendikaları ve örgütlenmeyi yasaklayan 12 Eylül askeri darbesinin kamu çalışanı kadınlara pantolon giyme yasağı getirmesi oldukça çarpıcıdır. Yine dinsel köktenciliğin kadınları toplumsal yaşamdan ve çalışma hayatından uzaklaştırıp evde tutsak ettiğini ve üzerine örtü çekerek aşağıladığını biliyoruz.

Kadın bedeni üzerinde sürdürülen bu savaş biz emek örgütlerine gösteriyor ki; kadın-erkek bütün emekçilerin özgürleşmesi ve insanca yaşanabilir bir dünyanın inşası yolunda yürürken kadınların özgürlüklerini sınırlayıcı, baskıcı rejimlerin kadınları ikinci sınıf gören zihniyetlerinden kalma tabular yıkılmalıdır.

Özgürlükçü, eşitlikçi, barışçıl ve dayanışmacı dünya görüşümüzün bir aynası olarak kadınların pantolon giymesini yasaklayan çağdışı düzenlemeleri değiştirmek istiyoruz. Kadın emekçilere yönelik ayırımcılıkla mücadele etmek ve kadınların haklarını savunup geliştirmeyi sendikal mücadelemizin vazgeçilmez bir parçası olarak görüyoruz.

Yaşamın her alanında çalışan ve üreten kadınların

kendi yaşamını ilgilendiren konularda söz sahibi olması için

NAZİ ALMANYA`SINDAN 12 EYLÜL TÜRKİYE`SİNE… KAMU EMEKÇİSİ KADINLARA PANTOLON GİYME YASAĞI!

Biliyoruz ki; ırkçı, faşist ve gerici ideolojiler iktidar savaşını kadınların bedenleri üzerinde yürütürler. Hepsinin ortak düşmanı kadınlardır… Zoru ve şiddeti esas alan bu tür ideolojiler; bir ulusun biyolojik ve kültürel yeniden üretimini gerçekleştiren kadınların bedenleri üzerinde tahakküm kurmak ve onların ikincil cins konumunu sürdürmek için öncelikle kadınları çirkin kıyafetler içine hapsederler. Tarihte, çoğunlukla kadınların yaşamları ve bedenleri üzerindeki zalimlikleriyle anılırlar.

Evli kadınların kamu çalışanı olmasını yasaklayan ve onları zorla evine gönderen Hitler Almanya`sında kadınların makyaj yapması, şık giyinmesi ve pantolon giymesi de yasaklanmıştı. Ülkemizde sendikaları ve örgütlenmeyi yasaklayan 12 Eylül askeri darbesinin kamu çalışanı kadınlara pantolon giyme yasağı getirmesi oldukça çarpıcıdır. Yine dinsel köktenciliğin kadınları toplumsal yaşamdan ve çalışma hayatından uzaklaştırıp evde tutsak ettiğini ve üzerine örtü çekerek aşağıladığını biliyoruz.

Kadın bedeni üzerinde sürdürülen bu savaş biz emek örgütlerine gösteriyor ki; kadın-erkek bütün emekçilerin özgürleşmesi ve insanca yaşanabilir bir dünyanın inşası yolunda yürürken kadınların özgürlüklerini sınırlayıcı, baskıcı rejimlerin kadınları ikinci sınıf gören zihniyetlerinden kalma tabular yıkılmalıdır.

Özgürlükçü, eşitlikçi, barışçıl ve dayanışmacı dünya görüşümüzün bir aynası olarak kadınların pantolon giymesini yasaklayan çağdışı düzenlemeleri değiştirmek istiyoruz. Kadın emekçilere yönelik ayırımcılıkla mücadele etmek ve kadınların haklarını savunup geliştirmeyi sendikal mücadelemizin vazgeçilmez bir parçası olarak görüyoruz.

Yaşamın her alanında çalışan ve üreten kadınların

kendi yaşamını ilgilendiren konularda söz sahibi olması için

Kadın Bedeni Üzerindeki Denetime Son Vermek İçin

Çalışma Yaşamında Pantolon Giyme Yasağını Kaldıracağız!

Kılık kıyafet yönetmeliğinin çağdaş normlara göre değiştirilmesi ve kadınların pantolon giyebilmesini İSTİYORUZ.

ÇÜNKÜ; kadınların pantolon giymesinin yasaklayan, kadın bedeni üzerinde kontrol baskı kurmak isteyen, cinsiyetçi ve muhafazakar ideolojiler demokrasinin ve özgürlüklerin en büyük düşmanıdır

ÇÜNKÜ; pantolon kadın emekçilere işyerlerinde daha rahat hareket etme imkanı sağlar;

kadın sağlığı için daha uygundur

ÇÜNKÜ; kadınların pantolon giyme engelinin aşılması, KESK`in çağdaş, laik, demokratik ve özgürlükçü bir Türkiye mücadelesinin bir parçasıdır.

1982 yılında çıkan bir yönetmelikle daha önce pantolon giyen kamu emekçisi kadınlara getirilen bu yasak gerçek hayatta uygulanması zordur ve çağdışıdır.

Yani ARTIK DEĞİŞME ZAMANI GELMİŞTİR!

Sağlık sektöründe çalışan kadınların pantolon giyebilmesine karşılık, ülkemizin ücra köşelerinde ve iyi ısınmayan okullarda hizmet veren eğitimci kadınlar eteğe mahkum ediliyor. Uygulamadaki güçlükler çifte standartlara neden olmaktadır. Keyfiyetin ve çifte standardın ortadan kalkması için bu miadı dolmuş uygulama ortadan kaldırılmalıdır.

Türkiye`nin imzaladığı uluslararası sözleşmelere ve insan hakları standartlarına aykırı bu yasağın yönetmelikten çıkarılması için

KESK`li kadınlar 7 Aralık 2001 Cuma günü işyerlerine ütülü kumaş pantolonlarla gidecekler!

Unutmayalım;

Yalnızca Biz Pantolon Giyersek Suç

Hepimiz Giyersek Hak Olur!

Kadınlar İçin Kadınlarla Birlikte

Daha Güzel, Adil Ve Özgür Bir Dünya Kurmak İstiyoruz!

KADINLAR KAZANDI!  (Uçan Süpürge Dergisi için)

Son 20 yıldır dünyada ve Türkiye`de sendikalar mücadele alanlarında ideolojik bir kırılma yaşıyor. Neoliberal politikaların ve ideolojisinin saldırısıyla sendikalar, küreselleşme karşıtı duruşuyla işçi sınıfının yüzlerce yıllık tarihi boyunca yarattığı değerleri koruma mücadelesi veriyor. Sendikal hareketler sermayenin ihtiyaçlarına uygun düzenlemelerin yapıldığı dünyada sürecin ihtiyaçlarını ve mağdurlarını gören bir perspektifle geleneksel örgütlenme tarzlarında ısrar etmek yerine yeni mücadele biçimlerini önlerine koyarak toplumsal meşruiyetlerini geliştirmek ve kazanımlarla süreci aşma çabasındalar. Çünkü sorun tek başına ücretlerin düşürülmesi, sosyal hak kayıpları değil, aynı zamanda sermayenin ideolojik hegemonyasını kırabilmektir.

Kadınlar küresel sermayenin mağdurlarıdır ve içinde yaşadığımız sürecin önemli bir dinamiğidir. KESK bu süreci görebilmiş, kuruluşundan bu yana kadınlar lehinde düzenlemeler yaparak cinsiyet eşitliği politikaları geliştirmiştir. Her ne kadar örgüt içinde direnç noktaları henüz aşılamasa dahi, 96`dan bu yana kadınlar biriktirme sürecini yaşamışlardır. 7 Aralık eylemi kadınların değiştirme/dönüştürme iradesini açığa çıkardığı için devrimci bir eylemdir. Sadece işyerlerinden gelen somut bir talep değil, aynı zamanda otoriter ve militarist zihniyet ve ideolojik duruşların kadın bedeni üzerindeki denetimine hayır diyen ideolojik bir karşı çıkıştır.

Sistem cinsiyetçidir. Sistem, geleceği oluşturacak yeni kuşakların bakımını ve işgücünün yeniden üretimini kadına devrederek sorumluluğu sırtından atıyor. Kadın, devletin ve toplumun görevi olan sorumlulukları tek başına üstleniyor. Devletin yasalarını, kurumlarını, kurumlarda çalıştırdığı görevlilerini belirleyen ana mantık böyle kurgulanıyor. Bu mantık bu niteliğiyle sorgulanıp kökten bir değişikliğe uğratılmadığı sürece, yapılacak ufak tefek değişikliklerin kadınların yaşamında köktenci değişiklikler getirmesi mümkün görünmüyor. Çünkü sistem bu mantıkla kadınların sadece kimliğini, emeğini değil, bedeninin de “sahibi ilan ettiği” erkeklerin, yani kocaların, babaların, erkek kardeşlerin, konu komşunun denetimine teslim ediyor. Bu yeterli olmazsa, yasaları devreye sokuyor.

KESK`li kadınlar bu eylemle, “bedenim benimdir” mesajını örgütlü iradeye dönüştürdüler. Ayrıca, eylemin örgütlenme sürecinde demokratik bir tarzı esas alarak, işyerlerinden başlayarak taleplerin ve kararların oluşumuna katılımı ve sahiplenicilerini çoğaltmaya çalıştık. Talepler haklı ve meşru idi. Çalışma hayatında kadınların kadın olmaktan kaynaklanan sorunlarını içeriyordu. Ve eylem kazanımla sonuçlandı.

Ezilenler ezenleri keşfettikleri ve örgütlü mücadeleye girdiklerinde kendilerine inanırlar. Bu keşif sadece düşünce düzeyinde değil, eylemi içermelidir. Bu eylem kadınların yaşamını kolaylaştıran somut kazanımın yanı sıra özgüvenini de pekiştirmiştir.

Sevgi Göyçe

KESK Kadın Sekreteri

Örgütlenme Kampanyası İçerisinde Gezilen İşyerlerinde Eğitim-Sen Zonguldak Şubesine Üye Olan Bir Kadın Çalışanla Yapılan Röportaj:

Eğitim-Sen: Biliyorsunuz eğitim sektöründe örgütlenen üç sendika var. Niçin Eğitim-Sen`e üye olmayı tercih ettiniz?

Ö. Kulak: demokratik, ekonomik ve özlük haklarımı en iyi savunacak sendikanın Eğitim-Sen olduğunu düşündüğüm için.

Eğitim-Sen: “Ayırımcılığa karşı Eşitlik için Örgütlenme” kampanyası hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ö. Kulak: Bu kampanyanın içeriğini olumlu buluyorum. Erkeklerle aynı işi yaptığımız halde kadın olduğumuz için ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz. Bu taleplerde belli zaten. Özellikle pantolon eylemine çok sıcak bakıyorum. Bizim çektiğimiz sıkıntıları erkekler anlayamazlar, çünkü onlar etek giymiyor.

Eğitim-Sen: Kampanyamız 8 Mart`a kadar sürüyor. Biz Zonguldak Eğitim-Sen Kadın Sekreterliği olarak kampanyanın eylemden sonraki aşaması için taleplerimiz doğrultusunda çalışacağız. Bu konuda desteğiniz ne olacak?

Ö. Kulak: Eğitim-Sen`e güveniyorum. Tüm çalışmalarınızda üyelik görevlerimi yerine getireceğim.

“AYIRIMCILIĞA KARŞI EŞİTLİK İÇİN ÖRGÜTLEN” KAMPANYASI ÇERÇEVESİNDE TOPLANAN İMZALAR

ADIYAMAN  735

ANKARA 1    1250

ANKARA 2    888

ANKARA 3 NO`LU  642

ANKARA 4    225

ANTALYA     726

BALIKESİR    685

BARTIN         555

BİNGÖL         553

BOLU             372

BURSA           830

ÇANAKKALE           275

ÇORUM         567

DENİZLİ         610

DİYARBAKIR           935

EDİRNE          320

ELAZIĞ          162

ERZİNCAN    217

GAZİANTEP  849

GEBZE            458

HATAY          122

İÇEL   1580

İSKENDERUN          557

İSTANBUL 1 NO`LU            540

İSTANBUL 2  358

İSTANBUL 3 NO`LU            937

İSTANBUL 4  658

İSTANBUL 5 NO`LU            737

İZMİR 1          1152

İZMİR 6          365

KAYSERİ       205

KIRIKKALE  507

KIRKLARELİ 516

KOCAELİ      930

KONYA         196

MUĞLA          560

NEVŞEHİR     262

NİĞDE            555

ORDU             210

OSMANİYE   74

SAKARYA     215

SAMSUN       1562

TEKİRDAĞ    276

TUNCELİ       189

URFA              268

VAN   203

MEB                540

TOPLAM        37840

ŞUBESİ BİLİNMEYEN İMZALAR

1828

GENEL TOPLAM      38668

7 ARALIK EYLEMİNİN BAŞARISI

OKULLARDA PANTOLON GİYME YASAĞINI KALDIRDIK!

Eğitim-Sen`li kadınlar 7 Aralık 2001 tarihinde okullarda pantolon giyerek derse girdi. Sendikamızın çağdaş, laik, demokratik ve bilimsel eğitim mücadelesinin vazgeçilmez bir parçası işyerlerinde cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve eğitimin cinsiyetçi öğelerden arındırılmasıdır. İrrasyonel bir uygulama olan ve kamu oyunda şimdiye kadar hiç gündeme  dahi getirilmeyen kadınların okullarda pantolon giyme yasağını, sendikalı kadınların önderliğinde gündeme taşıdık ve kazandığımız toplumsal destekle “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmeliği” değiştirdik.

VE EĞİTİM-SEN`İN

%30 OLAN KADIN ÜYE ORANINI

%40`A ÇIKARDIK!

ŞİMDİ SIRA DİĞER TALEPLERİMİZDE!

EĞİTİM-SEN cinsiyet ayırımcılığına karşı ve kadına yönelik her tür ayırımcılığın önlenmesi için çalışıyor.

Eğitimde ve sağlıkta kadınla erkek arasında fırsat eşitliği için;

Annelik izni ve aile sorumlulukları (ana-babalık izni, evlat edinme, kadın sağlığı, hamile ve emzikli annelerin hakları, çocuk bakımı, yaşlıların bakımı) için;

Cinsel taciz de dahil şiddetin bütün biçimlerine karşı bariz adımlar atılması için;

Çalışma yaşamında eşitlik, iş güvencesi ve sosyal güvence için;

En az 50 kişinin çalıştığı işyerlerinde ve küçük il/ilçe ve beldelerde merkezi kreşler açılması için;

Terfi ve atamalarda eşitlikçi davranılması için;

Çocuğun sevk işlerinin anne veya babanın isteğine bağlı yapılması ve çocuk yardımının günün koşullarına uygun olarak belirlenmesi için;

Doğum öncesi 2 ay, doğum sonrası 1 yıl ücretli izin verilmesi için;

Şiddete uğrayan kadınlara hizmet vermek üzere rehabilitasyon merkezleri açılması için;

Aile yardımının kadınlara da verilmesi ve günün koşullarına göre iyileştirilmesi için

mücadele veriyor.

EMEKÇİ KADINLARI BİRLİKTE ÇALIŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ!

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu