25 KASIM KADINA YNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLAR ARASIDAYANIŞMA VE MÜCADELE GÜNÜ
25 Kasım 1960`ta Sosyal Değişim Hareketinden üç kadına (Mirebal Kardeşlere) Dominik Cumhuriyetinde Trojila Diktatörlüğü sırasında arabalarından indirilerek tecavüz edildi; ardından da öldürüldüler. Bunun üzerine Latin Amerikalı ve Karaipli kadınlar, daha sonra da tüm dünya kadınları tarafından 25 Kasım “Kadınlara Yönelik Şiddete Son” günü ilan edildi.
Evet yıl 1960`tı.
Ve şimdi 1997.
Aynı şiddet halen devam ediyor.
Bedenimizdeki, kimliğimizdeki ve emeğimizdeki şiddetin son bulması için tüm dünya kadınlarıyla 25 Kasım`da SOKAKLARDA OLMAK İSTİYORUZ.
Bizlere geceleri yasaklayan şiddete karşı koymak sendikamızdan çıktığımızda emin adımlarla arşınlamak sokakları;
Sevdiğimiz için dövülmeden yaşamak; aşkımız için “namus belasına” öldürülmemek;
Kadınız diye aklı kısa olarak nitelenmemek istiyoruz.
Ne işyerinde ne dost sohbetlerinde ne de evde sadece kaba dayağı değil; üzerimizdeki şiddeti meşru kılan her şeyi; töreleri, baskıları, küfürleri, alayları, aşağılanmaları… tarihin çöplüğüne atmak istiyoruz.
Gözaltında, cezaevlerinde, sendikal haklarımızı kullanırken sokaklarda uygulanan resmi şiddetin de; ekmeğimizin her gün bir parçasını çalan ekonomik şiddetin de en büyük mağdurları biz kadınlarız.
Kirli savaştan beslenen ve kadınlara karşı silah olarak kullanılan cinsel şiddetin bedenimizde, kafamızda yarattığı depreme karşı dayanışma ve mücadele için Kürt kadınlarının yanındayız. Remziye`yle Şükran`la birlikteyiz.
Bunların sorumlusu olan militarist sistemin karşısında tek vücut olarak BARIŞ İSTİYORUZ.
Her yıl binlerce kadını intihara sürükleyen tecavüzleri, cinsel şiddetleri lanetliyoruz. Tecavüze uğrayan kadınların bizlerde olabileceğimiz bilinciyle suçluların sadece yapanlar değil, bunu meşru kılan sistem olduğunu da biliyoruz.
Kadınlara uygulanan bu şiddetin mazur gösterilmediği
ÖZGÜR BİR TOPLUM İSTİYORUZ.
Her birimizin kapalı kapılar ardında yaşadığı yalnızlığı bozmak, cinselliğimiz üzerine kurulmuş egemenliği yok etmek istiyoruz. Kimi zaman gözyaşı olmuş, kimi zaman mor çürükler, kimi zaman sosyal fobi, kimi zaman da intihara kadar uzanan ekonomik, fiziksel, sosyal şiddeti meşru kılan sistemi istemiyoruz.
Ve artık bu sistemi gözyaşlarımızla değil, birlikteliğimizle değiştirmek için YOLLARA DÜŞMEK İSTİYORUZ.
“Kadınlara Yönelik Şiddete Son Günü”nde kadınlar olarak birlik ve dayanışma içinde yalnız olmadığımızı ve mücadelede birlikte olma kararlılığımızı haykırıyoruz.
VE BİZ DÜNYAYI İSTİYORUZ.
Hem de üzerimizdeki tüm bu şiddetlere karşı durarak istiyoruz.
BİZ KADIN EĞİTİMCİLER
Biz sokakta, okulda, evde, işyerinde şiddete hayır diyor; kadınlara karşı uygulanan şiddete yönelik, “cinsiyetçi şiddet suçu” kavramı oluşturulsun istiyoruz.
Biz savaşlarda, gözaltında tecavüzü yaşamak istemiyoruz. Biz savaş değil, Barış istiyoruz.
Bizler barış aracılığıyla yetiştirilen gelecek kuşakların da; cins ayrımcı uygulamaları ve erkek egemenliğini sürdüren bireyler olmalarını istemiyoruz. Biz cins ayrımcı eğitime son diyoruz.
Biz yasalarda yönetmeliklerde kadını aşağılayan, ikincil cins olarak gören; ne giyeceğimize bile karışan maddeler istemiyoruz. Biz kadını ve erkeği eşit, özgür bireyler olarak gören uygulamalar istiyoruz.
Biz bekaret kontrolü gibi aşağılayıcı uygulamalara karşı çıkıyor, halen yürürlükte olan Ödül ve Disiplin Yönetmeliğinin bekaret kontrolüne izin veren 16. maddesinin değiştirilmesini istiyoruz.











