1995 – 2000 Kadın Komisyonu Çalışmaları

Bugün ücretli çalışan kadın sayısının artması erkeklerin yeniden üretim alanına girmeyişleri(ev işleri ve çocuk bakımı) ve çalışma yaşamının hala erkeklere göre düzenlenmiş olması nedeniyle çelişkili bir biçimde kadınların üzerindeki yükü de arttırıyor. Hem iş hem de ev yaşamındaki zorluklar, eşitsizlikler ve baskılar kadının iki kat ezilmesine neden oluyor.

Toplumumuzda kadınların çoğu ev kadınlığını asli görevleri olarak gördüklerinden iş yaşamına girdiklerinde de bunun nedeninin ekonomik olduğunu düşünüyor ve aile bütçesine katkı olarak adlandırıyorlar. O yüzde annelik nedeniyle işe zorunlu ara vermede devreye girince, ekonomik bunalım dönemlerinde, özelleştirmelerde ve savaş sonrası gibi durumlarda işlerinden ilk çıkarılanlar da kadınlar oluyor.

Kadınların çalıştıkları alanlar ve işkolları da onların örgütlenmelerini, birlikte tavır almalarını engelleyecek türden. Çoğu evdeki işlerin devamı niteliğindeki işlerde çalışıyorlar ve yine çoğu yarım gün, kalifiye olmayan işlerde emek harcıyorlar. Yarım gün işlerde çalışan kadınlar, tam gün çalışanlar için kabul edilemez olan ücretleri ve çalışma koşullarını kabul etmek zorunda kalıyorlar. Ücretli izin alamıyor, sigortaları ek yardımları olmuyor. Bu tür işlerde çalışan kadınlar mevcut bakış açısıyla evdeki işini yapabiliyor, çocuğuna bakabiliyor, toplumun ve erkek egemen sistemin ona yüklediği sorumlukları daha “iyi” bir şekilde yerine getirebiliyor.

Çalışan kadınlar, ekonomik özgürlüğünü kazanan kadınlar(her ne kadar kullanımı sınırlı da olsa) birlikte mücadele etmeyi, eşitlikçi tutumlara sahip olmayı, kendini tanımayı, haksızlıklara ve baskıya “hayır” demeyi de öğrenmeye başlıyor. İş yaşamına giren kadınlar genel talepler için mücadeleye başlıyor, devamında da eşit ücret, annelik hakları, çocuk bakımı kolaylıkları ve eğitimden geçme önceliği tanınması konusunda kadın işçilerin özel gereksinimlerine ilişkin talepleri de öne sürülüyor (tabii bu her zaman kendiliğinden olmuyor). Kadınların bu değişimi ve gelişimi kadınların kurtuluş mücadelesi için olduğu kadar, genel olarak işçi sınıfı için de önemlidir. Toplumun yarısını oluşturan kadınlarında aktif yaşama bilinçli katılımı sağlamak işçi sınıfı açısından çok önemli bir kazanımdır. Bu yüzden kadınların iş yaşamına girmesi ve mücadeleye katılması hem kendilerinin hem de toplumun kurtuluşu için çok önemlidir.

Kadınların evde, işte, sokakta, politikada, bilimde ve eğitimde, kısacası yaşamın her alanında ikinci cins konumlarından kurtulmaları için kendi örgütlenmelerini yaratmaları gerekmektedir. Kadınların iş yaşamına girmesi kadar sendikalara üye olması, sendikalarda aktif çalışması hem gelişimleri, hem de sendika içi ayrımcılığın ortadan kalkması, dolayısıyla da kadın hareketi açısından çok önemlidir.

Kadınları kendi çıkarları için -ucuz emek gücü vb- üretim alanına çeken kapitalizm, onun ev içi kimliği ve bağlantılı alanlarda istihdam ettiğinden, cinsiyetçi kapitalist sistemde de politika erkek alanı olmaktan çıkamıyor. Karar verme ve değiştirme mekanizmaları içerisinde yer almayan kadınlar tam da bunları içeren politik alanda var olamıyorlar. Bu alanlara girebilen kadınların çoğunluğu da cinsiyetlerini yadsıyarak var olabilirler/var olabiliyorlar.

Cinsel kimliğini reddederek politik alanlarda yer alan kadınlar bunu özel çabalar sonucu elde edilebilecek bir başarı olarak görüyorlar ve işin toplumsal yönünün üzerinden atlıyorlar. Politik alanda egemen olan erkek egemen söylemleri benimseyerek(ana, bacı…) var olan durumun devamını sağlıyorlar. Kadın sorunlarının çözümüne ilişkin yaklaşımları da var olan normların dışına çıkmadan sadece yükü hafifletme şeklinde oluyor. Örneğin kreş sorununu yalnızca annelerin sorunuymuş gibi çözmeye çalıyorlar.

Cinsiyetçi kapitalist sistem kadının ekonomik yaşama katıldığı oranda bile toplumsal yaşama katılmasını engelliyor. Ve kadınlar toplumsal ilerlemeden paylarına düşeni alamıyorlar.

Kadınların kimliklerini yadsımadan mücadelede yer almaları, etkin olmaları, toplumun her alanında olduğu gibi politikada da var olan erkek egemenliğine karşı mücadele vermeleriyle olanaklı olabilir.

EĞİTİM SEN 1998 III. OLAĞAN GENEL KURULU KARARLARI

Kadın Komisyonlarının yaygınlaştırılması ve işlevli hale getirilmesi,

Kadınlara yönelik programlı eğitim çalışmaları yapılması,

Çalışma yaşamında kadınlar aleyhine ayrımcılık getiren yasaların belirlenmesi ve ayrımcılığın giderilmesi için kampanyalar düzenlenmesi,

Evde, sokakta, sendikada, işyerinde cinsel tacizlerin ve şiddete yönelik davranışların yok edilmesi için önlemler geliştirilmesi,

8 Mart Dünya Kadınlar Günü`nün resmi tatil olması için çalışmalar yapılması,

Toplumdaki cinsiyetçi işbölümünün, cinsiyetçi kültür ve egemenliğin sorgulanarak, eşit haklı ve eşit ücretli olarak kadınların her alanda korunması ve geliştirilmesi için verilecek mücadeleye katılması,

Sendikanın karar organlarında kadınların aktif bir şekilde yer almasını sağlayacak mekanizmalar oluşturulması,

Kadınlar lehine aday oldukları her ortamda 1/3 oranında kota uygulanması,

ŞUBELERE

Sayı: 96/                                                                                              25.6.1996

Konu: Kadın komisyonu

22 Haziran 1996 günü Genel Merkezimizde Merkez Kadın Komisyonu ve şubelerden gelen temsilcilerle yapılan ortak toplantıda Kadın Komisyonlarının algılanışına ilişkin farklılıklar olduğu saptanmıştır.

Farklı algılama nedeniyle yeni bir açıklama ve uyarıda bulunma zorunluluğu doğmuştur.

Şube Yönetim Kurulları, Kadın Komisyonu oluşturulması gereği ve isteğini kadın üyelere duyurmak zorundadır. Tüm kadın üyeler komisyonun doğal üyeleri olmakla birlikte ilk toplantıda veya uygun görülen bir toplantıda “çalışmaları organize etmek yönetim kuruluyla ilişkileri sağlamak, komisyonu sendika içinde ve diğer örgütlerle ilişkilerde temsil etmek amacıyla kendi içinde bir başkan ve komisyon tutanaklarını tutmak, arşiv ve kitaplık oluşturmak için bir yazman seçer (Yönetmelik Madde 7).”

Gerek görüldüğünde tarif edilen işleri yapmak için yeni görevlendirmeler yapılabilir.

Yönetimde bulunan bir kadın yönetici komisyonla yönetim arasındaki ilişkiyi sağlar. Yönetimde kadın olmadığında şube sekreteri aynı işi yapar. Komisyon başkanı yönetici dışındaki üyelerden seçilir (Yönetmelik Madde 8). Komisyon yönetim kurulu adına iletişimi sağlayan yöneticiye karşı sorumludur.

Yeni dönemde Kadın Komisyonları`nın oluşturulması ve varsa yanlış anlamaların giderilmesi için Yönetim Kurulları gerekli duyuru ve çalışmaları yapmalıdır.

Komisyonlarını oluşturan şubeler, komisyon başkan ve yazmanına ait iletişim adres ve telefonunu (şube adres ve telefonu haricinde) Genel Merkeze bildirmelidir. Gereğini rica eder, başarılar dilerim.

                                                                                                          Nurettin ALDEMİR

                                                                                                          GENEL SEKRETER

EĞİTİM SEN Merkez Kadın Komisyonu ve Şube Kadın Komisyonları Temsilcileri Toplantı Raporudur.                                                                                                 22.Haziran.1996

20 Nisan 1996 toplantısında kararlaştırıldığı gibi 22 Haziran`da Ankara`da toplanıldı.

11 temsilcinin katıldığı toplantı sabah saat 11.00`de başladı. 11.00-14.00 arasındaki sabah oturumunda tanışma ve şube etkinliklerinin aktarılması, raporların alınması biçiminde geçti.

15.00-18.00 arasındaki ikinci oturumda ise EĞİTİM SEN 2 Olağan Genel kurulunda kadınlar olarak çalışma programı ve tüzüğe yönelik taleplerimiz grup çalışması biçiminde tartışıldı.

Katılan temsilcilerin raporlarının alındığı toplantıya katılamayan Rize Şube temsilcimiz adına raporları faksla gönderildi.

Genişletilmiş toplantımızda şube temsilcilerimizin adına raporları faksla gönderildi.

Genişletilmiş toplantımızda şube temsilcilerimizin aktardığı etkinlik, deneyim ve öneriler:

Etkinlik ve deneyim ve öneriler:

Etkinlik ve deneyimler şöyle aktarıldı:

Komisyonumuzda aylık dönem sözcüleri belirliyoruz. Böylece kadınlarımız toplum önünde konuşma zorluklarını aşıyor.

Kadın konulu slayt ve video izliyoruz, ardından tartışıyoruz.

Yerel TV kanallarının her birine en az 2 kadın arkadaşımızı programlara katılımcı olarak gönderiyoruz.

Şube bültenlerimizde “kadın” konulu yazılarımızı yayınlıyoruz.

Kadın konulu şiir, müzik dinletisi, resim sergileri organize ediyoruz.

Tutuklu ve kayıp aileleriyle destek gösterimizle dayanışma içindeyiz.

Anneler gününde “Ailede Kadının Yeri” konusu tartışıldı.

Komisyonumuz koro çalışması yapıyor.

Halk oyunları ekibi kurduk, çevre yaylalara gezi düzenledik.

Bir anket çalışması yaptık; kadın öğretmenlerden, eşlerinden dayak yiyenleri saptadık.

Şubelerimizde çocuk odası oluşturduk.

Toplantımızda katılımcı arkadaşlarımızın önerileri:

Etkinliklerimizde gelenekçi kadın rolünü üreten biçimlerden kaçınalım.

Barışın önemi ve kadının barıştaki rolünü öne çıkaralım, kadın katılımıyla “Barış” mitingi yapalım.

“Aile İçi Demokrasi” toplantımızda tartışılsın.

Kız öğrencilere uygulanan iffet yasası, son genelgelerde kadın öğretmenlere de uygulanmak isteniyor. Konu önemsenmeli ve tepki gösterilmeli.

Kadınlar yönetimlere aday olursa kabul görebiliyor, ancak, delegelik söz konusu olduğunda önleri kesiliyor. Kadın kotası tüzük hükmü olmalıdır.

Delegeliğe eşimle birlikte aday oldum, eşim tercih edildi.

Yönetimlerde kadın sekreterliği tüzük hükmü olmalı.

Sendika şubelerimiz mekan olarak kadınlara itici geliyor, o nedenle daha düzenli ve tertipli olmalı.

Sendikamız kadın kurultayı düzenlemeli.

Tüzük komisyonunda kadın üye olmalı ki sorunlarımızı net olarak aktaralım.

Kadın ve çocuklara (evde, okulda) şiddet uygulayan üyelerimiz tespit edilsin, disiplin işlemi görsün.

TİS görüşmelerinde kadınlar da yer almalı.

Meral SERİNYEL                                                                                 Nurettin ALDEMİR

Merkez Kadın Komisyonu adına                                                            Genel Sekreter

(imza)

ADI SOYADI     İLİ         ŞUBE TEL        EV TEL

SUZAN İŞBİLEN           DİYARBAKIR    223 27 54

ÖZGÜL TANRIKUT        MUĞLA            212 32 17         2824108-3576

ŞULE YEŞİL     İSTANBUL 3 NO`LU       272 31 16         281 24 31

ESMA BULUŞ  KOCAELİ          324 66 08         311 15 67

NEVİN GUBARİ İZMİR 4 NO`LU  374 51 49         878 53 22

AYTEN KUTLU  İZMİR 1 NO`LU  489 47 63         445 52 43

İLTER SAYIN    İSTANBUL 3 NO`LU       272 31 16         261 91 70

LEYLA ŞAHİN   MALATYA        324 73 38         325 20 99

MERAL SERİNYEL       ANKARA 2 NO`LU         231 57 67         213 57 92

F.DÖNMEZ DALGIÇ      ZONGULDAK    251 11 87         265 68 13

AYŞE AVCI      KIRIKKALE       224 70 31

EĞİTİM VE KADIN

  1. A) Sayısal veriler (Öğrenci-Öğretmen-Personel)

 Okul öncesi

 İlköğretim

 Lise

 Yükseköğretim

 Lisansüstü öğretim

 Yaygın eğitim

 Eğitim Yönetimi

  1. B) Eğitimde cinsiyetçilik (Örgün ve Yaygın Eğitimde)

* Örgün Eğitim

 Ders programları

 Ders kitapları / araç-gereçleri

 Öğretmen-öğrenci ilişkilerinde cinsiyet ayrımı

 Mesleki yönlendirmede cinsiyetlerin durumu

* Yaygın eğitim

  1. C) Bakanlık çalışanlarının eğitimi-Bakanlıkça verilecek

 Öğretmenlerin eğitimi

 Diğer personelin eğitimi

  1. D) Eğitim Sen`de kadın
  2. A) Sayısal Veriler

 Öğrenim çağındaki kadın-erkek nüfusta sayısal bir eşitlik vardır ancak okur-yazarı olmayan kadın nüfus okur-yazarı olmayan erkek nüfusun 3 katından fazladır.

 Kız ve erkek öğrenciler açısından okullaşma oranı ilköğretim basamağında birbirine yakın olmasına karşın, öğrenim kademeleri yükseldikçe bu oran kız öğrenciler aleyhine farklılaşmaktadır.

 Bu durum kadın öğretmenlerde de aynı tabloyu yansıtmaktadır. Öğretmenlik mesleği kadın mesleği olarak görülmesine karşın bu alandaki kadın oranı %50`nin altındadır.

 Yüksek öğretime giden kız öğrenci sayısı az olmakla beraber, seçtikleri bölümler kadının tarihsel rolünün devamı olan bölümlerdir.

 Yaygın eğitim kurumlarında (özel dershaneler dışında) kız öğrenci oranı %80`leri aşmaktadır.

 Özellikle kuran kurslarında kız öğrenci oranının arttığı gözlenmektedir.

 Özel dershanelerde kız öğrenci oranının azlığının nedeni ise maliyet yüksekliği ve eğitim hakkının ailelerce erkekten yana tercih edilmesindendir.

 Pratik Kız Sanat Okulları, Olgunlaşma Enstitüleri, Halk Eğitim Merkezleri, Meslek edinme kursları vb. kurumlarda kadın oranının fazla oluşunu öğrenilen yapma olanağı elde edememiş olan kadın nüfusun aile bütçesine katkı yapmak amacıyla tercih etmelerine bağlayabiliriz.

 Eğitim alanında kadınlar aleyhine var olan bu eşitsizlik söz konusu yöneticilik olduğunda, ülkemiz tüm kurum ve kuruluşlarında da olduğu gibi işkolumuzda da, (kadın oranı diğer işkollarına göre çok daha fazla olmasına rağmen) görülmektedir.

  1. B) Eğitimde Cinsiyetçilik

* Örgün Eğitim

1) Ders programları, kitapları, araç-gereçleri

Bu konuya ilişkin durumun tespiti

Değişiklik konusunda önerilerimiz

Hayata geçirilmesi

 Öğretmenin değişimi : – bilinç  – tavır

 yeni program ve kitapların yazımı

 okul ve sınıfın yeniden düzenlenmesi

 öğrencide değişim – kız-erkek ilişkileri  – kız öğr. dayanışma

Okullarda konunun takipçisi bir yapılanma (öğretmen+öğrenciden oluşan bir koordinatörlük)

Cinsel eğitim dersi konması

Sosyoloji-psikolog ders programlarına “kadının evrimi”, “cinsiyetçi rolleri” konularının alınması

Cins ayrımcılığı ve yok edilmesi konusu ilk etapta giderek ayrı bir ders olabilmelidir.

Okul rehberlik servislerinin konuya ilişkin rehberlik istemlerine doğru bir bakış açısı ile hizmet vermesi.

* Yaygın Eğitim

Yaygın eğitimin şu anki yapısı kadının geleneksel rollerinin yeniden üreten ve pekiştiren bir durumdadır. (Olgunlaşma, halk eğitim, vb.)

 Kadının geleneksel rol kalıpları dışında var olan yaygın eğitim kurumları da maddi açıdan çok yüklü olmaları nedeniyle tercih edilmemektedir.

 Dini eğitim veren kurumlar (Kuran Kurslarında da) kadınlar yoğundur.

 Önerilerimiz:

 Yaşam boyu eğitim ilkesinden yola çıkarak, yaygın eğitim kurumları var olmalıdır. Ancak;

 Bu eğitim kurumları geleneksel rol kalıplarını kınar, parasız, bireyi özgünleştiren bir eğitim olmalıdır.

Bilgisayar, yabancı dil, ohamatizasyon, elektrik,

Ayrıca yaygın eğitim içerisinde açılacak kurslarla herkese ama özellikle kadınlara mevcut kadın haklarından (ulusal, uluslararası) nasıl yararlanmak gerektiği kadınların tarihi ve kadın mücadelesi verilmelidir. Bu alanda ders verecek eğiticiler konunun uzmanı olmalı ve bu alanda çalışmalılar.

  1. C) Bakanlık çalışanlarının eğitimi- Bakanlıkça verilecek eğitim

 Öğretmen ve diğer personelin eğitim için

 Program Bakanlığın üniversiteler kadın çalışmaları kürsüleri ile ortak hazırlanacak

  1. a) Tüm kadın Bakanlık çalışanlarına cinsiyetçi olmayan bakış açısı kazandırmak
  2. b) Tüm çalışanlara karma biçimde kadın erkek eşitliği konusunu işlemek

 Programın uygulanması tüm bakanlık teşkilatına Hizmet İçi Eğitim Dairesi veya görevlendirilecek ya da oluşturulacak bir başka daire ile yürütülecektir.

  1. D) Eğitim Sen`de kadın

Durum tespiti: Dünya genelinde sendikalı kadın sayısı gerek üye gerek yönetici düzeyde erkeğe oranla azdır. Ülkemiz sendikaları içinde geçerli olan bu durumdan, Eğitim Sen`de payına düşeni almaktadır. Ülkemiz eğitim işkolunda kadın öğretmenlerin oranı %43; sendikamızda ise %30`u kadın. Yöneticilik düzeyinde ise 637 şube yöneticisinden 94`ü kadın; 96 şube Başkanı olan 4`ü kadın.

Bu durumun nedenleri arasında kadının geleneksel rollerini fazlaca benimsemiş olması, memur sen yasasının henüz çıkarılmamış olmasından duyulan genel korku. Bunlara ilaveten sendikal yapılardaki erkek egemen bakış açısı, konunun sorun olarak görülmemesi.

Verili durumun değiştirilmesine yönelik önerilerimiz:

 Konuya ilişkin sendikal normları uygulamak bu alanda ICFTU ve EE`nin çalışmalarını projelerini temel almak.

 Ülkemiz koşullarına ilişkin yeni projeler üretmek.

 Diğer kuruluşlarla işbirliği yaparak kadınlara karşı ayrımcılığın önlenmesi anlamında kabul edilmiş hükümetlerimizin altına imza koyduğu yasalara sahip çıkarak takipçisi olmak.

NOTLAR:

  1. Fevziye Sayılan; Militarizm ve Cinsiyetçilik
  2. Kadın ve Aile Dergileri
  3. Ülkede kadın-erkek eşitsizliğinin en belirgin göstergesi, okuryazarlık oranlarında kadınlar aleyhine varlığını sürdüren dengesizliktir. Kadınlarda okur yazarlık oranı son on yılda artış göstermesine karşın (1980`de 15 daha yukarı yaşta kadınlar arasında okuma yazma bilmeyen oranı %60,3, 1985`te %35.7, 1990`da %31.0 idi) günümüzde hala kadınların üçte birine yakını okuma yazma olanağından yoksundur ve erkeklerle karşılaştırıldığında eşitlikten çok uzak bir durumun varlığı ortadadır. Özellikle son dönemlerde kapatılan okullar, göçe zorlanan ailelerin çocuklarının okuyamadıklarını ve bu oranın daha da düşeceğini söylemek çok güç olmasa gerek. Erkeklerde okuma yazma bilmeyenlerin oranı 1980`de %25.5, 1985`te %12.4, 1990`da %10.2`dir.

            Zorunlu beş yıllık ilköğretimde kız erkek okullaşma oranları birbirine yakındır. Bu oranlar 1991-92 öğretim yılında kızlarda %85.4, erkeklerde %91.1`dir. Ancak, ilköğretim sonrası eğitim kurumlarına devamda kızlarda erkeklere oranla daha hızlı bir düşüş olmakta ve eğitimde eşitsizlik, yükselen eğitim kademeleriyle artmaktadır. Örneğin ortaokula geçiş oranları 1991-92`de kızlar için  %53.2 iken erkeklerde %72.8`dir. (Rakamlar Türkiye`de Kadının durumu, KSS. Genel M. 4. Dünya Kadınlar Konferansı Türkiye Ulusal Raporu, s. 25) Şu an ise kızların sadece %4`ü ortaokula devam etmektedir.

            95-96 yılı verilerine göre genel liselerde 537.384 kız öğrenciye karşılık 739.731 erkek öğrenci, mesleki ve teknik liselerde 336.690 kız öğrenciye karşılık 609.431 erkek öğrenci bulunmaktadır. Köylerde ve şehirlerde okuyan toplam öğrenci sayısı ise şöyledir. 9.203.411 erkek, 2.766.642 kız.

  1. Bilim dallarına göre 1990-91 öğretim yılında kadınların en yüksek oranda diploma aldıkları alanlar, güzel sanatlar (%56); tıp ve sağlık işleri (%48); eğitim bilimi ve öğretmen eğitimi (%47) ve beşeri bilimler (%46) dir. Bu dağılım, kadınların en yüksek oranda diploma aldığı alanların geleneksel değerlerce “kadına uygun” diye düşünülen alanlar olduğunu göstermektedir.

            Türkiye`de,  diğer ülkelerde görüldüğü gibi, öğretmenlik, kadınların özellikle yoğunlaştıkları bir meslektir. Kadın öğretmenler en fazla ilköğretimdedir.  Ancak yüksek öğretim düzeyinde de kadın oranı -özellikle – dikkat çekicidir. 1991-92 öğretim yılında yüksek öğretimdeki tüm öğretim elemanlarının %32`si kadındır. Özgün tarihsel koşullardan kaynaklanan bir biçimde Türkiye`de üniversite kadrolarında kadın katılımı gerçekten üst düzeydedir. Özellikle öğretim üyeleri arasında kadınların oranı dünya ortalamalarının çok üstündedir.  Ancak burada da kademeler yükseldikçe kadın oranları düşmektedir. Üniversitede en yoğun kadın oranları akademik mesleğe yardımcı nitelikli ve ilerlemeye kapalı, okutman, uzman vb. kategorisinde görülmektedir. Bu durum akademik yapıda da cinsiyete dayalı bir tabakalaşma olduğuna işaret etmektedir. (Türkiye`de Kadının Durumu, KSS. Genel M. 4. Dünya Kadınlar Konferansı Türkiye Ulusal Raporu, s. 25)

EYLÜL 1996`DAN MAYIS 1997`YE KADAR TÜRKİYE`DE VE EĞİTİM SEN ÖZELİNDE KADIN HAREKETİ

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye`de kadınlar ikinci cins olma konumlarını sürdürüyorlar. Bu bağlamda eşitsiz gelişmelere karşı kadınlar, özelde de EĞİTİM SEN karşı duruşları sergilemeye çalışmaktadır.

Tarih sırasına göre bu gelişmeleri sizlere aktarmak istiyoruz.

25 Kasım “Kadınlara Karşı Şiddete Hayır” gününde kadınlar çeşitli etkinlikler yapmışlardır. EĞİTİM SEN Genel Merkezi olarak bir basın açıklaması yapılmış; şubelerimizde bu konuya ilişkin paneller, konferanslar, film gösterileri sunulmuştur.

11.01.1997 tarihinde tüm şubelerimizden gelen 40 kadın arkadaşımızla birlikte şubelerimizdeki kadın komisyonlarımızın çalışmaları ve geleceğe yönelik politikalarımız tespit edilmiştir.

14.01.1997 tarihinde konfederasyonumuz KESK`e bağlı şubelere polis baskını yapılmış, 26 arkadaşımız keyfi bir biçimde gözaltına alınmışlardır. 3`ü kadın olan arkadaşlarımıza bekaret kontrolü yapılmaya çalışılmış, arkadaşlarımızın kabul etmemişlerdir. Arkadaşlarımız uygunsuz vaziyetlerde aranmış, zor durumlar yaşamışlardır.

Bu olay üzerine konfederasyonumuz KESK`ten bir heyet Muş`a gitmiş, KESK Kadın Sekreterliği tarafından basın açıklamaları yapılmıştır. Üç kadın arkadaş EĞİTİM SEN`in üyesidirler. Bizler Muş Valiliği`ne ve Muş Emniyet Müdürlüğü`ne tüm şubelerimizce bu olayları kınayan faks eylemi gerçekleştirirken, özelde de kadın arkadaşlara yapılan bu davranışları kınayan aynı yerlere telgraf çekme eyleminde bulunduk. Bunların sonucunda İçişleri Bakanlığı soruşturma başlattı.

15.02.1997`de Ankara`da bulunan çeşitli kadın örgütleri “Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü” düzenlenmişlerdir. Afişinde ve bildirisinde düzenin erkek egemen değerlerini sorgulamayan -hatta bir çoğunu kabul eden-; buna karşı her kesimi sırf şeriata, başörtüsüne karşı konumlandıran; ülkedeki MGK`nın kararlarına, ordunun bu konudaki İslamcı harekete, Kürt hareketine ve emekçi çözümlere karşı çıkan yönelimini (Muhtırayla, tankların yürüyüşüyle kendini gösteren, halen gerginliği süren) destekleyen bir miting olduğu için EĞİTİM SEN yer almamıştır. Ama üyelerimiz bazında katılım olmuştur.

8 Mart Kadınlar Günü`nde İstanbul`da “Artık Örgütlü” şiarıyla DİSK, KESK gibi konfederasyonlar, çeşitli kadın dernekleri, dergileri, emekten ve özgürlükten yana partilerin kadınlarının katıldığı 15.000 kişilik bir miting düzenlemiştir. Savaşa, şiddete, özelleştirmeye, şeriata, orduya ve erkek egemenliğini kurumlaştıran tüm siyasal güçlere karşı kadınlar talepleri dile getirilmiştir. Mitingde konuşmalar ve sloganlar Türkçe ve Kürtçe iki dilde yapılmıştır.

Ayrıca büyük kentlerimizde kadın mitingleri düzenlemiştir. Miting gerçekleştirilemeyen şubelerimizde de bir hafta boyunca, paneller, sempozyumlar, konferanslar, şenlikler vb. etkinlikler düzenlemiştir. Ayrıca konfederasyonumuz KESK tarafından 8 Martların resmi tatil olması amacıyla imza kampanyası başlatılmıştır.

Nisan ayının sonunda Diyarbakır`ın Eriyol Köyü`nde korucu Süleyman Askan`ın Kasım 1996`da 10 yaşındaki R.K. adlı Kürt kızının tecavüz olayı mahkemede aklanınca İnsan Hakları Derneği ve emekten yana olan partiler, kadın kuruluşları basın açıklaması yapmış. Ayrıca telgraf eylemi gerçekleştirilmiştir.

Yine Nisan ayı içerisinde Amerika`daki “Emily`s List” adlı girişimden etkilendiklerini söyleyen bir grup feminist kadın parlamentoda kadın oranını 2000 yılına kadar en az %10`a çıkarmaya (2000`de 10) çalışmak amacıyla kadınların siyasette temsil oranını arttırmayı hedefleyen Kadın Adayları Destekleme Derneği(KA-DER)ni kurmuştur. KA-DER hazırlamış olduğu sözleşmeyi kabul eden kadınları parti ayrımı gözetmeden desteklemeyi hedeflemektedir.

Sendikamız özelinde; Haziran ayında Eğiticilerin Eğitimi Seminerlerinin devamı olarak başlatılan grup çalışmalarından “Kadın ve Sendika” konulu çalışmanın birinci aşamasını başlatacağız. Çalışmamız üç aşamalı. I. Bölüm Dünyada ve Türkiye`de Kadın, II. Bölüm Çalışan Kadınlar ve Sendikalar, III. Bölüm Eğitimde Kadın.

Çalışmalardan amaçlanan kadın arkadaşlarımızın bu konularda yeterli olmalarını sağlamak, eğitim verebilir duruma gelmek; aynı zamanda da bu konularda kaynaklar toplamak. Özellikle yukarıdaki konularda ülkenizdeki uygulamaları da öğrenmek istiyoruz. Sanırım yardımcı olursunuz. Projemiz iki aylık sürelerle uygulanacak.

Ekim ayındaki gelişinizde burada da görüştüğümüz gibi 10 günlük kadın eğitimcilerin eğitimi ile ilgili proje hazırlığımız devam ediyor. Son baharda gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bu proje konusunda fikirlerinizden yararlanmayı düşünüyoruz.

Konfederasyonumuz KESK`in Kadın Kurultayı düzenleme çalışmaları sürüyor. Bu konuda ileriki bir tarihte sizlere bilgi verebileceğimizi umuyorum.

Nazik davetiniz için tekrar teşekkür eder, kadın komisyonumuz adına çalışmalarınızda başarılar dileriz.                                                                             Nurşen Girgin

KADIN KOMİSYONU ÇALIŞMA RAPORU

Kapitalizm sınıflı bir toplum olduğu kadar aynı zamanda cinsiyet ayrımcılığını da körükleyen ve bu alanda da kendisini yeniden üreten bir sistemdir.

Bu nedenle kadınlar;

Evde, işyerinde, sokakta, tüm ilişki alanlarında ikincil konumdadır. Sistemli bir ezilmeyi ve sömürülmeyi yaşamaktadır.

Kadının ezilişinin temelinde onun ailedeki özel işlevi yatmaktadır. Bu alandaki işlerde kadınlar görevlendirilmiştir. Kadının bu görevi kültür, din, gelenekler, dil, eğitim ve hukuk gibi değerlerle sorgulanmadan benimsenmesi sağlanmakta, buna uygun kimlik de içselleştirilmektedir.

Kadının bu konumu iş yaşamındaki ilişkilerinde ve politika yapma çabasında da onu biçimlendirmektedir. Sendikal mücadeleye katılımında da çeşitli sorunlarla karşılaşmaktadır.

Ev, çocuk, iş gibi çifte mesaiye tabi olan kadın üçüncü bir mesai için sendikal mücadele ve kendi haklarının mücadelesi için zaman ve enerji bulamamaktadır.

Cinsiyetçi ideolojinin belirlenimi altındaki değer ve tutumlar, politikanın erkeklere ait bir alan olması, kadınları moral olarak etkilemekte, kadınların politikadan uzak durmalarına neden olmaktadır.

Ayrıca sendikalardaki politika yapma biçimi zamanı ve mekanı kadınları dışlayıcı biçimdedir. Bu süreç de erkek egemen ideolojiye hizmet etmektedir.

İşkolumuzun yarısını oluşturan kadınların sendikal yaşama bilinçli katılımını sağlamak mücadelemiz açısından çok önemli bir kazanımdır. Bunu için de alternatif programların üretilmesi ve hayata geçirilmesi zorunludur.

Üye olan ve olmayan kadınların konumlarını iyileştirmek ve katılımlarını arttırmak amacı güden olumlu destek politikalarının yaşama  geçirilebilmesi için (Kadınların sendikalara hazırlanması anlamında);

Genel merkez kadın komisyonu çalışmalarına işlerlik kazandırılmaya çalışılmıştır.

Tüm şubelerde kadın çalışanların sorunları araştırılarak çözümler üretilmiş; kadın komisyonlarının kurulup, bunlar arasında düzenli ilişkilerin sağlanması için bir ağ oluşturulmaya çalışılmıştır.

Kadın komisyonlarının koordineli çalışması açısından düzenli olarak kadın komisyonları faaliyet gösteren şubelerden temsilcilerle toplantılar yapılmış, raporlar alınmıştır.

Kadınların eğitim sorunlarını çözmek amacıyla sorun çözmeye yönelik eğitim programları düzenlenmiştir.

İlk eğitim çalışması eğitim Sekreterliğince düzenlenen “Eğicilerin Eğitimi” çalışmasının alt başlığı olan “Sendika ve Kadın” konusunu seçen eğiticilerle ve genel merkez kadın komisyonunda çalışan kadınlarla gerçekleştirilmiştir.18 kadının katıldığı bu çalışmadan amaç; kadınların genel anlamda kadın hareketi hakkında bilgilenmesi, çalışan kadınların konumlarını ve sendikal alandaki durumlarının belirlenmesidir. Özel anlamda ise, eğitim sektöründeki kadınların durum tespitinin yapılarak sorunların çözümüne yönelik nelerin yapılabileceğinin araştırılmasıdır.

Projenin konu başlıkları aşağıdaki gibidir

  1. DÜNYADA VE TÜRKİYE`DE KADINHAREKETİ (Haziran 97)

Kadın Sorunu ve Kadın Hareketi: Muazzez Top Öcal, (OLEYİS Danışmanı)

Türkiye`de Kadın Sorunu: Fevziye Sayılan (A.Ü Eğitim F. Halkbilim Ar. G.)

II ÇALIŞAN KADINLAR VE SENDİKALAR (Ekim 97)

Kapitalizm ve Cinsiyetçilik: Aksu Bora  (KASAUM)

Sendikalara Tarihsel Bakış

      İşçi sendikaları:  Seyhan Erdoğdu (Yol-İş Eğitim Uzmanı)

Kamu sendikaları: Hatice Pehlivanoğlu (KESK Kadın Sekreteri

Kadınlar ve Destek Politikaları:  Serpil Üşür (A.Ü.S.B.F)

III EĞİTİMDE KADIN

Bu başlıktaki çalışmalar DEK sürecine kanalize edilmiş. Grup çalışmaları yapılarak DEK`e ayrıntılı raporlar sunulmuştur.

İkinci eğitim çalışması 22 Nisan-20 Mayıs 98 tarihleri arasında KASAUM ve 11 genel merkez kadın komisyonundaki katılımcıyla birlikte Genel Merkez toplantı salonunda 5 beş oturum halinde yapılmıştır.

Bu eğitimi çalışmasının konuları da şunlardır:

  1. Oturum (22 Nisan 1998): Kadın Grup Çalışması Hangi Kaynaklardan Besleniyor?
  2. Oturum (29 Nisan 1998): Kişilerarası İletişim ve Çeşitli İletişim Sorunları.

III. Oturum (6 Mayıs 1998): Eğitim Sen Üyelerine Yönelik Bir Grup Çalışması Nasıl Yapılır?

  1. Oturum (13 Mayıs 1998): Bir Örnek Program Çalışması (Eğitim program taslağı hazırlandı)
  2. Oturum (27 Mayıs 1998): Aktif Katılım Teknikleri (Odak grup tartışması- yaşam öyküleri-rol oynama)

“Kadın üyelerin sendikal yaşama her düzeyde etkin katılımını sağlamak ve bunun için aşamalı bir biçimde sendikamız kadın üyelerinde toplumsal cinsiyet sorunlarına duyarlılık geliştirmek ve bu duyarlılığın işkolundaki en geniş kesime olabildiğince yayılması için program planlayıp, yürüten ve sonuçlandıran eğiticiler yetiştirmek” amacıyla bir eğitim çalışması başlatılmıştır.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu