13.04.2010 Basın Toplantısı

Ülkemizde işsizlik ve yoksulluk her geçen gün derinleşmekte, işten atmalar tüm hızıyla sürerken, emekçiler işten atılma kaygısıyla çalışmakta, ücretleri düşürülmekte, demokratik haklarını kullanmaları engellenmektedir. Kriz, işsizlik ve yoksullukla birlikte başta yoksul emekçi aileleri olmak üzere, geniş toplum kesimlerini her yönden etkilemeye devam etmektedir. Krizin yıkıcı etkileri her geçen gün daha da ağırlaşırken, emekçilerin sırtındaki yük gün geçtikçe artmaktadır. Bu süreçte tüm halk kitlelerini ilgilendiren parasız eğitim ve sağlık hakkı gibi kazanılmış haklarımızın önemli bir bölümü hedef haline getirilmiş, demokratik, kamusal, nitelikli ve parasız eğitim hakkı talebimize karşın eğitimde ticarileştirme ve özelleştirme uygulamaları arttırılmıştır.

AKP, özellikle emekçilerin çalışma yaşamına yönelik olarak gündeme getirdiği yasal düzenlemeler ve fiili uygulamalarla çalışma ilişkilerini esnekleştirmiş, kamu istihdamını parçalayarak esnek ve güvencesiz istihdamı yaygınlaştırıcı uygulamalar içine girmiştir. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik, eğitim ve sağlık kurumlarında 4-c ve taşeron istihdamı gibi esnek ve güvencesiz çalışma biçimleri her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Esnek istihdam uygulamaları, diğer pek çok neden gibi eğitimin niteliğini ve işleyişini olumsuz etkilemektedir.

İçinden geçmekte olduğumuz dönemde emekçilerin pek çok yönden bölünüp parçalandığı, güvencesiz ve pek çok haktan yoksun olarak çalıştırılmaya zorlandığı, yani emeğin tam olarak baskılandığı bir dönemde AKP tarafından sıkça dillendirilen demokrasi ve özgürlük söylemlerinin ne kadar gerçekçi olduğu da ortaya çıkmıştır.

Kamu emekçilerinin ısrarla dillendirdiği grev ve toplusözleşme hakkı ile ilgili olarak göz boyamaya yönelik adımlar atan AKP Hükümeti, Anayasa değişikliği paketini hazırlarken kamu emekçilerinin grevli toplusözleşme hakkı talebini yok sayan bir tutum içine girmiştir. Anayasa değişikliği sürecinde eğitimde var olan eşitsizliklerin ortadan kaldırılması, özgürlükçü eğitim anlayışına dayalı bir eğitim hakkının yaşama geçirilmesi ile mümkündür. Kamusal, parasız, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı konusunda herhangi bir somut adım atılmadığı gibi, zorunlu din derslerinin kaldırılması ve YÖK`ün kaldırılması gibi acil düzenlemeler de yapılmamıştır.

Yıllardır uygulanan özelleştirme politikalarıyla kamuya ait işletmeler haraç mezat elden çıkarılırken, kamu hizmetleri adım adım ticarileştirilmiş katkı payı, katılım ücreti vb adlar altında halkın kamu hizmetlerinden ücretsiz yararlanma hakkı elinden alınmıştır. Son olarak TEKEL işçilerinin mücadelesine de konu olduğu gibi işçi ve emekçiler ya kazanılmış haklarından vazgeçmeye ya da işsiz kalmaya zorlanmaktadır. Böylesine kritik bir dönemde emekçilerin işine, ekmeğine ve geleceğine sahip çıkması önemlidir. Eğitim ve bilim emekçileri bu tehlikeli gidişin karşısında taleplerini yüksek sesle dillendirmek ve kazanımlarına sahip çıkmak için bu hafta alanlarda olacaktır.

İşçilerin ve kamu emekçilerinin birleşik mücadelesinin ancak işyerlerinde ve alanlarda örgütlenebileceğine olan inancımızla 14 Nisan`da İstanbul ve Şanlıurfa`dan başlayarak iki koldan Ankara yürüyüşü gerçekleştirecek ve 17 Nisan Cumartesi günü “Demokratik, Kamusal, Parasız, Nitelikli Eğitim; Örgütlü, Güvenceli Çalışma Hakkı ve Demokratik Yaşam” taleplerimizin arkasında olduğumuzu göstermek için Ankara`da olacağız.

5 Nisan`dan itibaren işyerlerimizde ekonomik, özlük ve demokratik taleplerimizi ifade eden imza kampanyalarının yanı sıra; eğitim hakkı, insanca çalışma ve yaşama hakkına yönelik taleplerimizi velilerimiz ve halkımızla paylaşmak ve mücadelemizi onlarla birlikte yürütmek amacıyla tüm il ve ilçelerde merkezi alanlarda kamuoyu oluşturmak amacıyla stantlar açılmış, Başbakanlığa hitaben imzalar toplanmaya başlanmıştır. Toplanan imzalar, bugün illerde yapılacak basın açıklamalarının ardından Başbakanlığa ve Milli Eğitim Bakanlığına posta yoluyla gönderilecektir.

İstanbul ve Şanlıurfa olmak üzere iki koldan yapılacak Ankara yürüyüşü ile binlerce eğitim ve bilim emekçisi demokratik, kamusal, parasız, nitelikli eğitim; örgütlü, güvenceli çalışma hakkı ve demokratik yaşam taleplerini gerçekleştirmek için, grev ve toplu sözleşme hakkı konusunda kararlı olduğunu göstermek için 17 Nisan Cumartesi günü Ankara`da olacaktır.

Tüm eğitim ve bilim emekçilerini, öğrenci ve velilerimizi, eğitim ve sağlık başta olmak üzere, kamu hizmetlerinde yaşanan ticarileştirme ve özelleştirme uygulamalarına son verilmesi, herkesin kadrolu ve güvenceli istihdam edilmesi talebimize destek vermesi için sesimize ses vermeye, kendimizin ve çocuklarımızın geleceği için birlikte, omuz omuza mücadele etmeye çağırıyoruz.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu