Kadının Şiddetten Korunması Kanun Tasarısına Yapılan Müdahale Kadına Yönelik Şiddete Davetiye Çıkarmaktır!

Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı’na Başbakanlık tarafından yapılan müdahale, AKP’nin kadına aile dışında bir varoluş şansı tanımadığını göstermiştir. Kadına karşı şiddetin güvencesiz istihdam politikaları, kadını evde tutmayı teşvik edici politikalar ve yargı kararları ile adeta teşvik edildiği bir dönemden geçerken kadın mücadelesinin yükselen sesi, hükümeti bu konuda bir yasa değişikliği yapmaya zorlamıştır. Kadın mücadelesinin yıllardır biriktirdiklerinin yansıdığı ilk taslak ise, başbakanlıkta AKP’nin muhafazakâr ve erkek egemen zihniyetine takılmış ve fire vermek durumunda kalmıştır.  Yasa taslağı son hali ile şiddetten korunacak kadınları  “resmi nikâhlılar, boşananlar ve nişanlılar” ile sınırlamıştır.

Bu durum bizi şaşırtmamıştır zira AKP hükümeti sağlık alanındaki düzenlemeleri ile kadınların sağlık hizmeti alabilmesini dahi evliliğe ya da babaya bağlamıştır. Bunun dışında kalan ve sağlık hizmetine layık görmediği kesimin şimdi de can güvenliğini sağlamayı gerekli görmemektedir. Türkiye’de her gün 5 kadın öldürülmektedir. Yapılan araştırmalara göre 2008 Ocak-2011 Aralık arasında, sevgilisi yahut eski sevgilisi tarafından öldürülen kadın oranının yüzde 11 civarında olduğu tespit edilmiştir. Kadına yönelen şiddet, ülkemizde çok yaygın olan imam nikâhlı evliliklerde, birlikte yaşayan çiftlerde de ağır bir sorundur. Erkekler aşık olduklarını iddia ederek peşine düştükleri kadınların canını almaktan geri durmamaktadır. Eski sevgili şiddeti ve cinayetleri ise son günlerde basına sıklıkla yansımaktadır. Hal böyle iken taslakta var olan “yakın ilişki içinde yaşayanlar” ifadesinin sessiz sedasız kaldırılması kadının evlilik ve aile dışındaki ilişkilerinde şiddet görmesini adeta meşrulaştırmaktır.

Ülkemizde şiddet mağduru kadın bilakis geniş yorumlanması gereken bir kategori iken, bu ifadeyi taslaktan çıkartan zihniyet hangi yargılardan hareket etmiştir? Bu AKP’nin tanımladığı “ahlaklı” kadınları koruma kanunu mudur? Ya da AKP’nin “kadın kategorisi” dışında bıraktığı kadınların gördüğü cinsel, fiziksel ve ruhsal şiddeti zaten hak ettikleri ya da ona davetiye çıkardıkları kanısı mıdır? Kadının adını bakanlığının adından çıkaran ve kadının değil ailenin bakanlığı yapan AKP zihniyetinin bir uzantısı mıdır bu yaklaşım?

İşyerlerinde, okullarda, ailede, sokakta… Kadına yönelik şiddet her mekanda ve zamanda artarak sürerken ülkemizde kimi müftüler ve belediyelerin aile birimleri kadına itaatkarlık dersi vermektedir. Yayınladıkları belgelerle, yaptıkları açıklamalarla kadının aile içindeki yükleri sırtlanmasını, çok konuşmamasını, erkeğine hizmet etmesini, belli alanlarda ve saatlerde sosyalleşmesini tembihlemektedirler. Bu tembihlerin dışına çıkan kadınlar ise son müdahalede olduğu gibi tabiri caizse kendi kaderlerine terk edilirler.

Yapılan yasal düzenlemelerde böyle bir boşluk bırakmak kadına yönelik şiddete davetiye çıkarmaktır. Hükümetin acilen kadınların, kadın örgütlerinin sesine kulak vererek yasayı tüm kadınların yaşam hakkını savunacak şekilde yeniden düzenlemesi gerekmektedir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu