Raporlar Archives - Eğitim Sen https://egitimsen.org.tr Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Thu, 08 Dec 2022 10:02:54 +0000 tr hourly 1 https://egitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2015/07/cropped-egitim_sen_logo_maset-32x32.jpg Raporlar Archives - Eğitim Sen https://egitimsen.org.tr 32 32 Eğitim Sen Toplu Sözleşme (TİS) Kadın Talepleri Anket Sonuçları https://egitimsen.org.tr/egitim-sen-toplu-sozlesme-tis-kadin-talepleri-anket-sonuclari/ Mon, 02 Aug 2021 09:10:42 +0000 https://egitimsen.org.tr/?p=41434 2 Ağustos’ta, milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisinin yaşamını doğrudan etkileyen yeni bir toplu iş sözleşmesi (TİS) süreci başlıyor. TİS görüşmeleri, yoksulluk sınırının çok altında yaşamaya mahkûm edildiğimiz, gelir ve vergi adaletsizliğinin derinleştiği, iş güvencemizin ortadan kaldırıldığı, çalışma yaşamında cinsiyetçiliğin, ayrımcı ve anti demokratik uygulamaların hız kesmeden devam ettiği, sosyal ve özlük hak gasplarımızın arttığı bir […]

The post Eğitim Sen Toplu Sözleşme (TİS) Kadın Talepleri Anket Sonuçları appeared first on Eğitim Sen.

]]>
2 Ağustos’ta, milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisinin yaşamını doğrudan etkileyen yeni bir toplu iş sözleşmesi (TİS) süreci başlıyor. TİS görüşmeleri, yoksulluk sınırının çok altında yaşamaya mahkûm edildiğimiz, gelir ve vergi adaletsizliğinin derinleştiği, iş güvencemizin ortadan kaldırıldığı, çalışma yaşamında cinsiyetçiliğin, ayrımcı ve anti demokratik uygulamaların hız kesmeden devam ettiği, sosyal ve özlük hak gasplarımızın arttığı bir süreçte gerçekleşiyor.

Böylesi bir süreçte kadın emekçiler açısından da oldukça önemli bulduğumuz TİS görüşmeleri öncesinde Eğitim Sen Genel Merkezi tarafından, 2022-2023 yıllarını kapsayacak 6. dönem TİS görüşmeleri öncesinde internet üzerinden bir anket çalışması yapılmıştır. Bu form, eğitim ve bilim emekçilerinin sorunlarını ve taleplerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır.

Anket çalışması ile eğitim ve bilim emekçisi kadınların 6.  dönem TİS görüşmelerinde öncelikli taleplerinin ne olduğu belirlenmeye çalışılmıştır.

Grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı sorular ve seçenekler arasına dâhil edilmeden tartışmasız tüm kamu emekçilerinin kabul ettiği ilk talep olarak soru formunun giriş kısmına konulmuştur.

Sendikamız, araştırmanın ilk sonuçlarını cinsiyet değişkenine göre incelemiş, kadın eğitim emekçilerinin görüşlerine ilişkin verinin dağılımını ortaya koymuştur.  Toplu iş sözleşmesi anketine katılan toplamda 2395 katılımcının yüzde 38’ini (903) kadın, yüzde 62’ini erkek (1487), 5 kişi ise diğer cinsiyet grubu oluşturmuştur.

Eğitim Sen Toplu Sözleşme (TİS) Kadın Talepleri Anket Sonuçları raporunu görmek için tıklayınız.

The post Eğitim Sen Toplu Sözleşme (TİS) Kadın Talepleri Anket Sonuçları appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Eğitim ve Bilim Alanında Kadına Yönelik Şiddet Araştırması Sonuçları https://egitimsen.org.tr/egitim-ve-bilim-alaninda-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-sonuclari/ Tue, 24 Nov 2020 09:30:18 +0000 http://egitimsen.org.tr/?p=31102 Eğitim Sen tarafından, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü kapsamında, “Eğitim ve Bilim Alanında Kadına Yönelik Şiddet Araştırması” yapılmıştır. Araştırma, Türkiye genelinde 66 ilden, eğitim ve bilim alanında çalışan eğitim emekçilerine 10-21 Kasım 2020 tarihleri arasında web tabanlı uygulanmıştır. Araştırmaya katılan 1.302 kişinin yanıtları esas alınarak aşağıdaki değerlendirme raporu hazırlanmıştır. Ankete katılan kadınların sayısı, […]

The post Eğitim ve Bilim Alanında Kadına Yönelik Şiddet Araştırması Sonuçları appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Eğitim Sen tarafından, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü kapsamında, “Eğitim ve Bilim Alanında Kadına Yönelik Şiddet Araştırması” yapılmıştır. Araştırma, Türkiye genelinde 66 ilden, eğitim ve bilim alanında çalışan eğitim emekçilerine 10-21 Kasım 2020 tarihleri arasında web tabanlı uygulanmıştır. Araştırmaya katılan 1.302 kişinin yanıtları esas alınarak aşağıdaki değerlendirme raporu hazırlanmıştır.

Ankete katılan kadınların sayısı, erkeklere göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Sorulara yanıt veren sayısının, sorulara göre farklılık göstermekle birlikte, fazla olduğu görülmektedir. Altı kategoride ele alınan şiddet türleri içinde psikolojik şiddete maruz kalanların oranı, toplamda en yüksek oranı temsil etmektedir. Ankete katılanları %74’ünü oluşturan kitle ise “cinsel şiddete maruz kalmadığını” belirten en büyük kitle olmuştur. Kadınların %63 oranı ile en çok psikolojik şiddete maruz kaldığı görülmektedir.  Kadınların en fazla maruz kalmadığını belirttiği şiddet türü ise en yüksek oran %70 oranında cinsel şiddet olmuştur.

Cinsel şiddetin günümüzde özellikle evli kadınlar için kabul görmesi hala çok yaygın değildir. Oranın yüksekliği bu şekilde düşünülmelidir. Erkekler de kadınlara benzer şekilde en çok psikolojik şiddete maruz kalmıştır. “Maruz kalmadım” yanıtını verdikleri şiddet türleri içinde en yüksek oranı %91 ile cinsel şiddet oluşturmaktadır. Burada da kadınlar için cinsel şiddet konusunda yapılan açıklama geçerlidir.

Eğitim ve Bilim Alanında Kadına Yönelik Şiddet Araştırması Sonuç Raporu için tıklayınız.

The post Eğitim ve Bilim Alanında Kadına Yönelik Şiddet Araştırması Sonuçları appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Kadın Eğitim Emekçilerinin Gözünden Salgın Döneminde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri https://egitimsen.org.tr/kadin-egitim-emekcilerinin-gozunden-salgin-doneminde-yasanan-sorunlar-ve-cozum-onerileri/ Sun, 11 Oct 2020 19:31:19 +0000 http://egitimsen.org.tr/?p=29670 Kovid-19 salgını dünya genelinde hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Türkiye’de ise ilk kovid- 19 vakasının resmi olarak duyurulduğu 11 Mart 2020 tarihinin ardından, salgının vahameti giderek derinleşiyor. Hatırlanacak olursa, 11 Mart’ta ilk vakanın resmi olarak duyurulmasının ardından, planlanan ara tatil öne çekilerek ilk, orta ve liselerde 16 Mart tarihinden itibaren bir haftalık ara tatil başlatılmıştı. Üniversitelerde […]

The post Kadın Eğitim Emekçilerinin Gözünden Salgın Döneminde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Kovid-19 salgını dünya genelinde hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Türkiye’de ise ilk kovid- 19 vakasının resmi olarak duyurulduğu 11 Mart 2020 tarihinin ardından, salgının vahameti giderek derinleşiyor.

Hatırlanacak olursa, 11 Mart’ta ilk vakanın resmi olarak duyurulmasının ardından, planlanan ara tatil öne çekilerek ilk, orta ve liselerde 16 Mart tarihinden itibaren bir haftalık ara tatil başlatılmıştı. Üniversitelerde ise 16 Mart tarihinde üç haftalık tatil ilan edilmişti. Ardından 23 Mart tarihinden itibaren üniversitelerde, 25 Mart’ta ise Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un ortak düzenlediği basın toplantısı ile 30 Nisan 2020 tarihine kadar yüz yüze eğitime ara verildiği ve uzaktan eğitime geçildiği ilan edilmişti. Ağustos ayının gelmesiyle birlikte de eğitim kurumlarının açılıp açılmayacağı tartışmaları alevlenmişti.

Eğitim öğretim kurumlarının durumu, okulların ve üniversitelerin açılıp açılmayacağı tartışmalarına ışık tutmak amacıyla sendikamız 12-13 Ağustos 2020 tarihlerinde çevrimiçi çalıştaylar gerçekleştirdi. Söz konusu çalıştaylardan biri de 13 Ağustos 2020 tarihinde kadın eğitim emekçilerinin katılımıyla gerçekleşti.

Çalıştayda, Türkiye’nin farklı illerinden katılan yönetici ve üyelerimiz, karantina döneminde yaşananları kadın bakış açısıyla değerlendirmiş ve yaşanan sorunlar karşısında neler yapılabileceğini ayrıntılı biçimde ele almışlardır.

Aşağıda okuyacağınız tartışmalara katkı sunan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, böyle önemli bir çalıştayın sonuçlarını dikkatlerinize sunuyoruz.

Kadın Eğitim Emekçilerinin Gözünden Salgın Döneminde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri 

The post Kadın Eğitim Emekçilerinin Gözünden Salgın Döneminde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri appeared first on Eğitim Sen.

]]>
2017 Yılsonu Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu https://egitimsen.org.tr/2017-yilsonu-egitimde-cinsiyetcilik-raporu/ Wed, 03 Jan 2018 10:46:39 +0000 http://egitimsen.org.tr/?p=10876 Eğitim, devletin resmi ideolojilerinin pekiştirilmesinde ve yeniden üretilerek topluma aşılanmasında en önemli araçlardan biri olarak görülmektedir. Bu nedenle toplumda var olan ve devletin karakterini de belirleyen güç ve iktidar ilişkileri dolaysız bir biçimde eğitim sistemine yansımaktadır. Eğitimin içeriği ve okul kültürüne yansıyan bu ilişkiler sadece kız ve oğlan çocuklarının eğitime erişimindeki eşitsizlikleri değil, eğitimin toplumsal […]

The post 2017 Yılsonu Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Eğitim, devletin resmi ideolojilerinin pekiştirilmesinde ve yeniden üretilerek topluma aşılanmasında en önemli araçlardan biri olarak görülmektedir. Bu nedenle toplumda var olan ve devletin karakterini de belirleyen güç ve iktidar ilişkileri dolaysız bir biçimde eğitim sistemine yansımaktadır. Eğitimin içeriği ve okul kültürüne yansıyan bu ilişkiler sadece kız ve oğlan çocuklarının eğitime erişimindeki eşitsizlikleri değil, eğitimin toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerindeki etkisini de barındırmaktadır.

Her gün hiçbir hukuksal zemine dayanmayan kararlar, uygulamalar, ihraçlar ve işsiz bırakmalarla insanların hayatı, emekleri, özgürlükleri, “milli güvenlik” söylemiyle örgütlenme ve ifade hakları ellerinden alınmakta, kadınların “ilk gözden çıkarılanlar” olarak yaşadıkları daha da görünmez hale gelmektedir. Kadınların en temel yaşamsal talepleri bu ağır sorunlar yumağı altında önemsiz kılınmaktadır.

Demokratik, parasız, bilimsel, anadilinde, laik, kamusal ve cinsiyet eşitlikçi eğitimin önündeki engeller artarak devam etmektedir. Cinsiyet ayrımcılığı AKP ile başlamamıştır fakat AKP’nin cinsiyet ayrımcı politikalarıyla derinleşmektedir. Eğitim kurumları da iktidarın ayrımcı politikaları nedeniyle gerçek işlevlerinden, evrensel insanlık değerlerinden uzaklaşmaktadır. Demokratik ve bilimsel olmayan bir eğitim sisteminin özgür bireyler yetiştirmesi mümkün değildir. Özgür kadın özgür toplum demektir. Eğitimin kadın özgürleşmesinde çok önemli bir unsur olduğu bilinmelidir. Kadınların çalışma hayatına, sosyal yaşama ve siyasete katılmalarında eğitime erişimin etkisi belirleyicidir.

Raporu Görmek İçin Tıklayınız

The post 2017 Yılsonu Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu appeared first on Eğitim Sen.

]]>
2016 Yılsonu Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu https://egitimsen.org.tr/2016-yilsonu-egitimde-cinsiyetcilik-raporu/ Thu, 29 Dec 2016 08:46:02 +0000 http://egitimsen.org.tr/?p=8145 Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarın boyutları her geçen gün artmakta, çocuklar ve kadınlar cinsel şiddetin giderek daha trajik sonuçları ile karşı karşıya bırakılmaktadır. Pozantı, Ensar Vakfı, İzmir, Gerger olmak üzere ülkede yaşanan çocuk istismarının üzerini örtmeye yönelik açıklamalar, cinsel istismar ve cinsel saldırıların artmasına yol açarken, kadına ve çocuğa yönelik taciz ve tecavüz […]

The post 2016 Yılsonu Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarın boyutları her geçen gün artmakta, çocuklar ve kadınlar cinsel şiddetin giderek daha trajik sonuçları ile karşı karşıya bırakılmaktadır. Pozantı, Ensar Vakfı, İzmir, Gerger olmak üzere ülkede yaşanan çocuk istismarının üzerini örtmeye yönelik açıklamalar, cinsel istismar ve cinsel saldırıların artmasına yol açarken, kadına ve çocuğa yönelik taciz ve tecavüz AKP’nin cinsiyetçi politikalarından bağımsız değildir.

Kadınlara ve çocuklara yönelik işlenen suçlar politiktir. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler (CEDAW, CEDAW 19 Numaralı Tavsiye Kararı, İstanbul Sözleşmesi, AİHM kararları) açık bir şekilde, kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçlar bakımından gelenek, sosyal, kültürel yapı, ahlaki değerler vs. gibi konulara bakılmaksızın kadınların ve çocuklarına korunması, güçlendirilmesi ve suçların önlenmesi amacını taşıyan bir hukuk ve ceza adaleti sistemi öngörürken, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararda ve yeni yasa önergesinde ifade edilen gerekçelerin, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından kabul edilmesi mümkün değildir.

2016 Yılsonu Cinsiyetçilik Raporunun Tamamını Görmek İçin Tıklayınız.

The post 2016 Yılsonu Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu / 2015 https://egitimsen.org.tr/egitimde-cinsiyetcilik-raporu-2015/ Wed, 30 Dec 2015 09:32:06 +0000 http://egitimsen.org.tr/?p=3610 Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği tarafından ‘Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu / 2015’ başlığıyla hazırlanan rapordur.

The post Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu / 2015 appeared first on Eğitim Sen.

]]>
AKP iktidarı boyunca rekor artış gösteren kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve kadın cinayetleri yine azalmadı. 2015 yılının 11 ayında 252 kadın en yakınındaki erkekler tarafından katledildi. Devlet-erkek işbirliği ile katledilen kadınların sayısı arttıkça, erkek egemen hukuk sistemi haksız tahrik indirimleri ile kadın katillerini ödüllendirdikçe kadınlar şiddete ve kadın cinayetlerine karşı kendi öz savunmasını uyguluyor. İstanbul Feminist Kolektiflerinin açıkladığı rapora göre, 2015 yılının ilk 6 ayında 14 kadın, erkek şiddetine karşı öz savunma uyguladı.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bizzat hükümet tarafından derinleştirildiği, kadını eve hapseden uygulamaların yaygınlaştığı, geleneksel rollerin eğitim aracılığıyla pekiştirildiği bu yıl da eğitim ve bilim emekçisi kadınlar ve kız öğrenciler bakımından cinsiyetçilik ve ayrımcılığın yükseldiği bir yıl oldu.

Kadına Yönelik Şiddet Okullarda Birinci Sırada

Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği olarak Haziran ayında açıkladığımız  ‘Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Araştırması Anket Sonuçları’ bir kez daha göstermiştir ki okullar toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve şiddetin en yaygın yaşanan mekânlardır.

  • Eğitim ve bilim emekçisi kadınların neredeyse yarısının cinsiyetlerinden dolayı psikolojik şiddete uğradığı,
  • En sık rastlanan psikolojik şiddetin kıyafetler ve yaşam tarzları ile ilgili olduğu ve politik açıdan devam eden erkek şiddetinin bir uzantısı olarak devam ettiği,
  • Psikolojik şiddet uygulayanların yarısının okul idarecileri olduğu,
  • Fiziksel şiddete uğrayan kadınların neredeyse tamamının aynı zamanda psikolojik şiddete maruz kaldığı,
  • Cinsel şiddetin okullar ve üniversiteler açısından tehdit unsuru olmaya devam ettiği,
  • Cinsel tacize uğradığını beyan eden kadınların neredeyse tamamının aynı zamanda psikolojik şiddete maruz kaldığı,
  • En sık rastlanan taciz davranışlarının gözle taciz, cinsel içerikli şakalar ve cinsel yorumlar olduğu yaptığımız anket sonucunda ortaya çıkmıştır.

2015’de Dünya Sırlamasında İlerlediğimiz Tek Alan Cinsiyetçilik!

2013’te Türkiye 136 ülke arasında 120. sırada, 2012’de ise 135 ülke arasında 124. sırada yer almıştı. 2014’te toplumsal cinsiyet endeksinde 125. olan Türkiye, ekonomik katılım ve fırsat eşitliğinde 132.,eğitimde 105., siyasi güçlenmede ise 113. sırada yer aldı. Eşitsizlik en çok siyasi güçlenme, ardından ekonomik katılım alanlarında öne çıktı.

142 ülkede ekonomik katılım ve fırsat eşitliği, eğitim, sağlık ve siyasi güçlenme konularında toplumsal cinsiyet eşitliğinin incelendiği raporda Türkiye 125. oldu. Ve 2015 yılındaki raporda, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında toplumsal cinsiyet eşitliğinde en düşük ülke olmaya devam ettiği görüldü.

Kız Çocukları Erkeklere Göre Daha Az Okula Gidiyor

2015 OECD raporuna göre Türkiye’de eğitim; okuryazarlıkta 102, ilköğretimde okullaşma oranında 103 ve ikinci öğretimde 96. sırada.

Mevsimlik tarım işçisi olan 18 yaş altı çocukların yüzde 50’sinin okullarını terk ettiği ve okula devam edenlerin yüzde 57’sinin de düzenli okula gitmediği, okula gittiği halde, ev işi dâhil çeşitli işlerde çalıştırılan çocuk sayısı 7 milyonken, çalıştırılan çocukların eğitimi terk oranı ise yüzde 21 olarak saptandı.

Eğitimi dini referanslarla yeniden oluşturan AKP milyonlarca çocuğun parasız, laik, bilimsel ve anadilinde eğitim hakkını görmezden gelmeye devam ediyor. Okula başlaması gereken çocuklar devlet tarafından katledilirken, tekçi ve asimilasyoncu eğitim sistemi içerisinde anadil hakkı engelleniyor. MEB’in 2014 yılında açıkladığı verilere göre, Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı bölgelerde; erkek çocukları kız çocuklara göre daha fazla okula gitmektedir. Ortalama %6-7’ye denk gelen bu fark; anadilde eğitimin ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunun göstergesidir.

Seçmeli Değil Zorla Kuran Dersi

Eğitim bir taraftan ticarileştirilirken aynı zamanda da dinselleştirildi. Özellikle 19. Milli Eğitim Şurası’ndan sonra eğitimin dinselleştirilme sürecine hız verildi. Anaokullarında değerler eğitimi, ilkokul 1. sınıflarından başlayarak zorunlu seçmeli din dersleri, ortaokul ve liseleri de tümden imam hatipleştirme süreçleri hızlandı.

Seçmeli ders olarak müzik ve beden eğitimini seçen Mersin Atatürk Lisesi 9. sınıf öğrencisi G.K, okul idaresinin zorlamasıyla seçmeli ders olarak Kuran-ı Kerim ve Bilgi Kuramı derslerini almak zorunda kaldı. Alevi oldukları için kızının bu derslere girmesini istemeyen ve okul idaresine dilekçe veren baba, okul idaresinin “Derslere girsin, gerekirse kulaklığını taksın müzik dinlesin. Ya da ders saatinde rehber öğretmenin odasına gitsin” cevabı ve aksi durumda öğrencinin devamsızlıktan kalacağı tehdidi ile karşılaştı.

Milli Eğitim Bakanlığı, iktidara her koşulda biat edecek “dindar nesiller” yetiştirme ve “harem- selamlık” uygulaması ile toplumsal cinsiyet ayrımcılığını okullar üzerinden tekrar tekrar üretmektedir.

Kız Çocukları Konuşmasın, Sorgulamasın ve İtaat Etsin İstiyorlar

Bu yıl da MEB, geçmiş yıllarda yaptığı gibi toplumsal cinsiyet ayrımcılığını ders kitapları ve müfredat ile derinleştirmeye devam etti. AKP’nin yapboz tahtasına çevirdiği eğitim sistemi, toplumsal cinsiyet rollerinin pekiştirilmesi ve erkek egemen sistemin korunmasına üzerine inşa ediliyor.  Açık veya örtük biçimleriyle ataerkil toplum yapısı ve buna bağlı toplumsal cinsiyet rolleri sürdürülerek, eğitimin en önemli unsuru olan ders kitaplarıyla, aile yaşamını kutsayan ve kadını yok sayan politikalarla kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri meşrulaştırılıyor.

Kocaeli Kozluk’ta Yavuz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrencilere Mecit Dönmezbilek isimli yazarın yazdığı ‘Adab-ı Muaşeret’ isimli kitap dağıtıldı. Öğrencilere dağıtılan kitapta “Hanımın Kocasına Karşı Sorumlulukları” kısmında yer alan ifadelerde kadınları aşağılayıcı sözde “adap kuralları” yer alıyor. Kadından kocasına itaat etmesi, kocası için süslenmesi, kocasının yanında yüksek sesle konuşmaması, kocasını adıyla çağırmaması, her şeye itirazda bulunmaması, kocasının sözünü kesip önüne geçmemesi ve beyini utandırmaması gibi “adap kurallarını” yerine getirmesi istenilerek itiraz etmeyen kadınlar yetiştirilmek amaçlanıyor. Sorgulayan, itiraz eden ve hesap soran nesillerden korktuklarını biliyoruz.

Okullar ve Yurtlarda Tacizin Sorumlusu Yine Tacize Uğrayanlar

28 şubeden 869 eğitim ve bilim emekçisi kadın ile yaptığımız ‘Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Araştırması’’ verilerine göre; 2014-2015 yılında, psikolojik şiddete uğrayan eğitim ve bilim emekçisi kadınların %40’ı yaşam tarzlarından dolayı şiddete uğramaktadır. Kadınlar yaşadığı ilişkiler, siyasal görüşleri ya da gittikleri mekânlar dolayısıyla psikolojik şiddete uğramaktadır. Anketimizin sonuçlarına göre, eğitim ve bilim emekçisi kadınların %14’ü görevleri sırasında cinsel tacize uğrarken, cinsel tacize uğrayan kadınların %83’ü aynı zamanda psikolojik şiddete de uğramaktadır. Tacize uğrayan kadınların %20,8’i öğretmen/öğretim elemanları tarafından cinsel tacize uğramıştır. Sadece idareciler tarafından cinsel tacize uğrayan kadınların oranı %19,2’dir. Öğretmen/öğretim elemanları ve idari personel tarafından cinsel taciz uygulanma oranı ise %10,8’dir.

2015 yılında Antalya Kepez Atatürk Anadolu Lisesi’nde Filiz G. adlı okul müdür yardımcısının mini etek giyen öğrencileri ‘caydırmak’ için erkeklerden oluşan bir ‘taciz timi’ kurma skandalı hala hafızalarımızdayken; Batman Yenimahalle İlkokulu’nda 7 Ekim 2015 günü üyemiz Şükran Astan, erkek bir veli tarafından sözlü ve fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Ders esnasında üyemiz Şükran Astan’ı sınıf dışına çağıran veli, öğretmenimizin sınıf dışına çıkmak istememesi üzerine küfür ve hakaretlerle üyemize saldırmıştır. Öğrencilerinin gözü önünde şiddete uğrayan üyemiz kendisini müdür yardımcısının odasına kilitleyerek kurtulmuştur.

Sonuç

Siyasi iktidarın erkek egemen bakış açısı sonucunda eril ve saldırgan bir ortam yaratılmaktadır. Bizler Eğitim Sen’li kadınlar olarak geçmişte olduğu gibi eğitim öğretimin cinsiyetçilikten arındırılması, cinsiyet eşitlikçi bir toplumun yaratılması ve başta kız çocukları olmak üzere tüm çocukların; laik, bilimsel, parasız ve anadilinde eğitim hakkı için mücadele etmeye devam edeceğiz.

The post Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu / 2015 appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Araştırması Sonuçları https://egitimsen.org.tr/egitimde-toplumsal-cinsiyet-temelli-siddet-arastirmasi-sonuclari/ Mon, 31 Aug 2015 12:31:42 +0000 http://egitimsen.org.tr/?p=1689 Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Araştırması Sonuçları Raporu yayınlandı.

The post Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Araştırması Sonuçları appeared first on Eğitim Sen.

]]>
 

toplumsal cinsiyetEğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Araştırması Sonuçları için tıklayınız.

The post Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Araştırması Sonuçları appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Araştırması Sonuçları Kamuoyuna Duyuruldu https://egitimsen.org.tr/egitimde-toplumsal-cinsiyet-temelli-siddet-arastirmasi-sonuclari-kamuoyuna-duyuruldu/ Wed, 17 Jun 2015 12:07:13 +0000 http://egitimsen.org.tr/?p=2118 Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği tarafından düzenlenen “Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Araştırması” sonuçları basın toplantısıyla duyuruldu. Genel Eğitim Sekreterimiz Elif Çuhadar, Genel Basın Yayın Sekreterimiz Hanım Koçyiğit, Ankara 1 No‘lu Şube Kadın Sekreteri Evrim Özdemir, Ankara 2 No‘lu Şube Kadın Sekreteri Zeynep Yurdagül Duman, Ankara 3 No‘lu Şube Kadın Sekreteri Songül Başbuğ‘un da katıldığı basın […]

The post Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Araştırması Sonuçları Kamuoyuna Duyuruldu appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği tarafından düzenlenen “Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Araştırması” sonuçları basın toplantısıyla duyuruldu. Genel Eğitim Sekreterimiz Elif Çuhadar, Genel Basın Yayın Sekreterimiz Hanım Koçyiğit, Ankara 1 No‘lu Şube Kadın Sekreteri Evrim Özdemir, Ankara 2 No‘lu Şube Kadın Sekreteri Zeynep Yurdagül Duman, Ankara 3 No‘lu Şube Kadın Sekreteri Songül Başbuğ‘un da katıldığı basın toplantısında açıklamayı Merkez Kadın Sekreterimiz Ebru Yiğit yaptı.

Araştırma sonuçlarını görmek için tıklayınız. 

Merkez Kadın Sekreterimiz Ebru Yiğit‘in yaptığı açıklama metni:

Okullar Erkek Şiddetinin Baskısı Altındadır!

Kadınların taciz, tecavüz ve şiddet sarmalında boğulmak istendiği bir dönemden geçmekteyiz. Evde, sokakta ve iş yerinde kadına yönelik şiddete karşı kadın bilincinin, dayanışmasının ve direnişinin örneklerini sergilemekteyiz. Bugün eğitim ve bilim emekçisi kadınların ortak çalışmasının bir ürününü siz basın emekçileri ile paylaşırken kadın dayanışması ile birlikte sözümüzü daha güçlü söylüyoruz. Erkeğin bireyciliğine karşı kadın dayanışmasını savunan bizler; erkek egemen sistemin bize dayattığı geleneksel rolleri kabul etmiyoruz.

Hepinizin bildiği gibi toplumsal cinsiyet rolleri kadınları erkeğe bağımlı, itaatkâr ve ikincil görmektedir. Kadınlardan erkek egemen sistemin devamı için evde ve işyerinde kölece çalışmaları beklenmektedir. Kadın bilinci ve iradesi geliştikçe bu beklenti şiddet yoluyla sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu yüzden sadece geçen yıl öldürülen kadın sayısı 297’dir. Erkek şiddeti hiçbir sınır tanımadan kadınları hedef alırken yüzlerce kadın tacize ve tecavüze uğramıştır. Her alanda sergilenen cinsiyet ayrımcılığı okulları ve üniversiteleri de etkisi altına almaktadır. Pek azı gazete haberlerine yansıyan, yansıdığında da medyanın cinsiyetçi dili ile bulanıklaştırılan erkek şiddeti sanıldığının aksine son derece yaygındır.

Eğitim alanında kadına yönelik şiddetin boyutlarını gösteren çok az çalışma vardır. Literatürdeki bu eksiklik eğitim alanında erkek şiddeti ile mücadele eden biz Eğitim Sen’li kadınların kolektif tepkiyi örgütlemesini zorlaştırmaktadır. Toplum içerisinde yeteri kadar “tartışılmayan” eğitim alanındaki cinsiyetçilik temel insan hakkı olan çalışma hakkımızı engelleyecek kadar güçlüdür. Okullarda ve üniversitelerde eğitim ve bilim emekçisi kadınlara yönelik erkek şiddeti münferit olaylar gibi değerlendirilmekte, failler birtakım “psikolojisi bozuk” kişiler olarak sunulmaktadır. Oysa erkek şiddeti hiçbir zaman birbirinden bağımsız gerçekleşen bireysel olaylar toplamı değildir. Sistemli bir saldırının ürünüdür.

Bu saldırı okulları ve üniversiteleri de etkisi altına almıştır. Biz eğitim ve bilim emekçisi kadınlara yönelik erkek şiddeti erkek egemen okul kültürü içerisinde normalleştirilmek istenmektedir. Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği olarak bu tehlikenin farkındayız. Bu yüzden 27 ilde bulunan 29 şubemizde kadın meclislerimiz aracılığıyla kapsamlı bir alan araştırması gerçekleştirdik. 869 eğitim ve bilim emekçisi kadın ile yapılan anket çalışmamızda ortaya çıkan sonuçlar tedirgin edicidir. Bu tedirginlik bilmediğimiz bir şiddetin ortaya çıkmasından dolayı değil, düşündüğümüzden çok daha yaygın şekilde şiddet pratiklerinin gerçekleşiyor olmasındandır.

Araştırmamızda çıkan sonuçların özetini sizlerle paylaşmak istiyoruz. Ayrıca detaylı sonuç raporumuzdaki değerlendirmelere bakabilirsiniz. Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği’nin yapmış olduğu alan araştırması sonucunda;

· Katılımcıların %41,3’ü psikolojik şiddete uğramıştır. Yani, her beş eğitim ve bilim emekçisi kadından ikisi görevi sırasında psikolojik şiddete maruz kalmaktadır.

· En fazla karşılaşılan psikolojik şiddet çeşitleri kıyafetlerle ilgili rahatsız edici söylemler, kadınların ilişki kurdukları kişileri belirlemeye çalışma ve yaşadıkları yeri ve partnerlerini değiştirme konusunda uygulanan baskı olmuştur.

· Eğitim ve bilim emekçisi kadınların %14’ü görevleri sırasında en az bir kere cinsel tacize uğramaktadır.

· Cinsel tacize uğrayan kadınların %83’ü aynı zamanda psikolojik şiddete de uğramaktadır.

· En yaygın cinsel taciz çeşitleri gözle taciz, cinsel içerikli şakalar yapılması ve fiziksel görünüş hakkında cinsel yorumlar yapılması olmuştur.

· Kadınların %4’ü fiziksel şiddete uğramıştır.

· Hiç olmamasını beklediğimiz cinsel şiddet çalışan kadınları etkilemektedir. İstatiksel olarak az olmasına rağmen 4 eğitim ve bilim emekçisi kadın görevleri sırasında cinsel şiddete uğramıştır.

Araştırmamız var olan cinsiyet temelli şiddeti gözler önüne sermektedir. Bugün yaptığımız alan araştırmasının sonuçlarını kamuoyu ile paylaşarak bu sorunun görünür olmasını amaçlıyoruz. Okullar ve üniversiteleri etkisi altına alan erkek şiddetinin ortadan kaldırılması ise öncelikle biz kadınların sorumluluğudur. Yaşam ve çalışma hakkımızı tehdit eden şiddet sarmalına karşı Eğitim Sen’li kadınların mücadelesi yükselerek devam edecektir. Erkek şiddetine karşı mücadelemizde hiçbir zaman yalnız kalmayacağımızın farkındayız. Herkesi okullardaki cinsiyetçi saldırı konusunda mücadele etmeye çağırıyor;

“Kadın Yaşam Özgürlük” diyoruz.

The post Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Araştırması Sonuçları Kamuoyuna Duyuruldu appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Eğitim Sen Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu / 2014 – 2015 Eğitim – Öğretim Dönemi Değerlendirmesi https://egitimsen.org.tr/egitim-sen-egitimde-cinsiyetcilik-raporu-2014-2015-egitim-ogretim-donemi-degerlendirmesi/ Wed, 10 Jun 2015 08:30:57 +0000 http://egitimsen.org.tr/?p=2123 Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği’nin 2014-2015 Eğitim-Öğretim Dönemi Eğitimde Cinsiyetçilik Raporudur. Raporu görmek için tıklayınız.

The post Eğitim Sen Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu / 2014 – 2015 Eğitim – Öğretim Dönemi Değerlendirmesi appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği’nin 2014-2015 Eğitim-Öğretim Dönemi Eğitimde Cinsiyetçilik Raporudur.

Raporu görmek için tıklayınız.

The post Eğitim Sen Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu / 2014 – 2015 Eğitim – Öğretim Dönemi Değerlendirmesi appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu / 2014 https://egitimsen.org.tr/egitimde-cinsiyetcilik-raporu-2014/ Mon, 05 Jan 2015 09:55:49 +0000 http://egitimsen.org.tr/?p=2207 Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği tarafından "Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu / 2014" başlığıyla hazırlanan rapordur.

The post Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu / 2014 appeared first on Eğitim Sen.

]]>
Eğitim sistemi içerisinde kadınlar öğrenci, öğretmen ve veli olarak onurlu şekilde var olma mücadelesi vermektedir. Bu mücadele şekilsel eşitlik vaat eden ‘herkes için eğitim hakkı” talebinin hayata geçirilmesini amaçlamaktadır. Farklılıklarımızı görmezden gelerek atılan her adımın daha fazla ayrımcılığa neden olduğu bilinen bir gerçektir. Bu yüzden, eğitim alanında var olma mücadelesi veren kadınların; içlerinde bulundukları özgün koşulların dikkate alınması gerekmektedir. Klasik okul düzeni içerisinde ayrımcılığa uğrayan, cinsiyetçi hakaretlere ve davranışlara maruz kalan, kadın olduğu için aynı işi yaptığı erkeklere göre daha az ücret alan ve aynı hakları kullanmasına izin verilmeyen, çocuk bakımını kadınların ‘doğal görevi` olarak gören sosyal anlayış içerisinde sessizleştirilen kadınların eşitlik mücadelesi; herkesin içinde bulunduğu karma alanlarda verilmelidir. Bizler erkek egemen sistemin saldırılarına karşı ne soyut bir eşitlik ne de ayrı kamusal alanlar yaratılmasını istiyoruz. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının ortadan kaldırılması; cinsiyetçilikten arındırılmış öğretim programları, materyaller, öğretmen davranışları, sınıflar ve okullarla mümkündür. Bu okullarda ise hem kız hem de erkek çocuklarına yer vardır.

Sendikamız Eğitim Sen’in her yıl hazırladığı “Eğitimde Cinsiyet Eşitsizliği” raporunun elinizde bulunan 2014 yılı değerlendirmesi yukarıda açıkladığımız çerçevenin içerisinde cinsiyet eşitsizliğini görmektedir. 2014 yılında eğitim alanında yaşanılan gelişmeler doğrultusunda geçen yıldan farklı olarak gündemimize daha fazla giren “karma eğitim tartışmaları” bizim için yeni bir toplum inşasının merkezinde durmaktadır. Sıralardan başlayarak ayrılmak istenen toplumsal alanlarımız; mevcut hiyerarşik yapılanmanın sürdürülmesi isteğinden başka bir şey olarak ele alınamaz. Kadınların ekonomik, politik, sosyal ve toplumsal olarak ikincil konumlarının eğitim alanında da perçinlenmesi girişimi “kız okulları” ve “erkek okulları” söylemini yaygınlaştırmaya çalışmaktadır. Ancak raporumuzda da değindiğimiz gibi yapılanlar daha fazla cinsiyetçilik, taciz ve şiddete neden olacaktır. Türkiye’nin içinde bulunduğu cinsiyet eşitsizliği tablosu AKP hükümetinin sürdürücüsü olduğu erkek egemen politikaların hem nedeni hem sonucudur. Bu tablonun değiştirilmesinde en büyük sorumluluk bu alanda bulunan kadınlara düşmektedir.

Dünya Sıralamasında Geriledik!

Her yıl hükümetlerin verdiği verilere göre hazırlanan Dünya Cinsiyet Eşitsizliği raporunda geçen yıl 120. sırada bulunan Türkiye, 5 sıra gerileyerek 125. sıraya geldi. 4 ana kategoride hazırlanan indekse göre; Türkiye içinde bulunduğu gelir grubunda ortalamanın en fazla aşağısında kalan ülkelerden biri oldu. Eğitim alanında geçen yıl 136 ülke arasında 104. olan Türkiye bu sene 142 ülke arasında 105. oldu. Dünya sıralamasında yaşanan gerileme cinsiyet eşitsizliğinin tüm alanlarda arttığını gösteren önemli bir veridir. Rapor içerisinden birkaç örnek vermek gerekirse;

· Kız çocuklarının %93’ü, erkek çocukların ise %95’i ilkokula gidiyor.

· Okullaşma oranlarında en büyük fark üniversite eğitiminde. Erkeklerin üniversiteye gitme oranları kadınlarınkine göre %11 daha fazla.

· Kadınların %92’si erkeklerinse %98’i okuma yazma biliyor.

· İnternet kullananların sadece %35’i kadınlardan oluşuyor.

· Üniversitelerde araştırma faaliyetlerine katılanların üçte ikisi erkek.

· Her dört kadından biri part time çalışıyor. Erkeklerin ise sadece %6’sı part time şekilde istihdam ediliyor.

Kız Çocukları Erkeklere Göre Daha Az Okula Gidiyor

Dünya sıralamasında geriye doğru giden Türkiye’de eğitim alanında var olan cinsiyet eşitsizliğinin en önemli özelliği; bölgeler ve kademeler arasındaki eşitsizliktir. Kız çocuklarının en az okullaştığı, devamsızlık ve okul terklerinin en fazla olduğu bölgeler aynı zamanda ekonomik olarak en alt seviyede bulunan yerlerdir. Daha da önemlisi bu bölgelerde Kürt nüfusu yoğun olarak ikamet etmekte; anadilinde eğitimin olmaması sonucunda özellikle kız çocuklarının okulla bağlantıları kesintiye uğramaktadır.

MEB’in açıkladığı verilere göre Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı bölgelerde; erkek çocuklar kız çocuklara göre daha fazla okula gitmektedir. Ortalama olarak %6-7’ye denk gelen bu fark; anadilinde eğitimin ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.

Bölgeler arasında var olan eşitsizlik tüm Türkiye`de kademeler arası geçişte yaşanan eşitsizlikle birlikte değerlendirilmelidir. Türkiye ortaöğretim çağında okullaşma oranının en az olduğu üç OECD ülkesinden biridir. Liselerde kız çocuklarının okullaşması değerlendirildiğinde ise OECD ülkeleri sıralamasında sonunculuğu korumaktadır. Türkiye’de her 100 erkek lise öğrencisine karşılık sadece 85 kız öğrenci bulunmaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi lise düzeyinde okullaşma, devam ve tamamlama oranları bir ülkedeki kız çocuklarının eğitime katılımlarını gösteren önemli bir veridir. İlkokul ve ortaokul düzeyinde iyileşen durum, kademeli eğitim sonucunda her yıl onlarca kız çocuğunun eğitimlerini yarım bırakmasına neden olmaktadır.

MEB Eğitim-Bir-Sen El Ele, Haydi Kızlar Eve

Geçen sene fiili olarak birçok okulda uygulamaya konulmak istenen tek cinsiyetli alanlar; bu sene ağırlıklı olarak teorik tartışmalara neden oldu. Yıllardır karma eğitimi kaldırmak için şövalyelik yapan AKP ve onun yandaş sendikası 2014’te başta 19. Milli Eğitim Şurası olmak üzere her alanda karma eğitimi tartışmaya açtı. Eğitim Sen ve demokrat öğrenci velilerinin tepkileri sonucunda hiçbir somut adım atılamadı. Milli Eğitim Şurası’nda önerilen ancak muhalefetimiz sonucu kabul edilmeyen madde;

“Okullarda eğitim; eğitimin türüne, ihtiyaç ve zorunluluklarına göre kız ve erkekler birlikte, yalnızca erkek veya yalnızca kız öğrencilere yönelik olacak şekilde verilmelidir.” şeklindedir.

Kız çocukları ve erkek çocukları arasındaki toplumsal cinsiyet rolleri sonucunda oluşan eşitsiz durumu derinleştirecek olan bu tartışma 2013 yılından beri gündemde tutulmaktadır. Bu yıl Nisan ayında Hatay’ın Kırıkhan Yatılı Bölge Okulu’nda sendikamız üyesi Eylem öğretmene hiçbir yasal dayanağı bulunmadığı halde “öğrencilerini karma şekilde oturttuğu” için soruşturma açılmıştır. Sendikamızın cinsiyet eşitliğini savunan ilkesel tavrı her yerde ayrımcılığa karşı mücadele etmeye devam eden üyeleriyle anlam kazanmaktadır. Bu yıl yandaş sendikaya ve AKP`nin taşeronu gibi davranan idari amirlere rağmen tüm okullarda kadın-erkek eşitliği için yürütülen mücadele gelecek yıl yaygınlaşarak devam edecektir.

MEB ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Kızları Kocalarına Kurban Etmek İstiyor

2014’te Cumhurbaşkanı Erdoğan kadın öğrencilere “Evlilik olayını geri atmayın. Nasibinizi bulunca kararınızı veriniz. Çok seçici de olmayın. O zaman gülistandan boş çıkarsınız” çağrısında bulundu. Her yıl cinsiyetçi ders kitapları ve sınıf içi uygulamalar hazırlayan MEB ise Cumhurbaşkanı’nın çağrısını hazırladığı ders kitapları ile hayata geçirdi. Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nun 2011 tarihli kararıyla 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren 5 yıl süreyle “ders kitabı” olarak kabul edilen ve Pasifik Yayınları’na ait olan Sosyal Bilgiler Öğretmen Kılavuz Kitabı’nın “Adım Adım Türkiye” başlıklı ünitesinde; “Kınanın gelin olacak kızın yeni evine bağlı kalacağını sembolize etmek üzere yakıldığını, gelinin evinin ve kocasının yoluna gerekirse kurban olacağının vurgulandığını söyleyiniz” ifadesi  yer aldı. Sendikamızın Bakanlığa yönelik yazdığı uyarıcı mektuba ise halen yanıt gelmiş değil.

Okullar ve Yurtlarda Tacizin Sorumlusu Yine Tacize Uğrayanlar

Erkek egemen sistem şiddet, taciz ve tecavüz sarmalında kadınları boğmakta; ama suçlu olarak yine kadınlar gösterilmektedir. Sistem kurnazca tacize uğrayan kadınları ikinci kez mağdur etmektedir. 2014 yılında daha önce örneğini sıkça gördüğümüz bu yaklaşım tekrarlanmıştır. İstanbul’da Diyanet Vakfı’na ait 29 Mayıs Üniversitesi’nin Ümraniye’de bulunan kız yurdunda kalan öğrenciler, yurt binasının bulunduğu bölgenin çok sorunlu olduğu ve sürekli taciz olayları yaşadıkları için yaşadıkları sıkıntıları yurt yönetimine bildirdiler. Ancak aldıkları cevap, “Geç saatte dışarıda gezerseniz olacağı bu” şeklinde oldu. Basına da yansıyan bu söylemler sonucunda hiçbir idari ve adli soruşturma açılmadı.

LGBTİ Öğrencilerin Eğitim Hakkı Görmezden Gelindi

Ayrımcılık içeren eğitim politikalarının en büyük mağdurlarından biri yine LGBTİ öğrenciler oldu. Her ne kadar “herkes için eğitim hakkından” bahsedilse bile farklı cinsel yönelimlere ve cinsel kimliklere sahip çocuklar görmezden gelindi. LGBTİ öğrencilerin sorunlarını tartışmak için yapılan girişimler iktidar yanlısı çevrelerin saldırılarına maruz kaldı. Ocak ayında Batman Eğitim Sen Şubesi tarafından gerçekleştirilen “Eğitimde Homofobi ve Transfobi ile Mücadele: Eğitimde LGBTİ Öğrencilerle Çalışma” konulu panelin ardından dini çevreler nefret dolu söylemlerle sendikamızı karalamaya çalıştı. Ötekileştirme ve ayrımcılığa karşı eşitliğin savunucusu olan sendikamıza yönelik başlatılan karalama kampanyasında LGBTİ bireylerin hak mücadelesinin hala görmezden gelindiği bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Benzer şekilde, bu yıl Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Levent Şentürk’ün verdiği yüksek lisans dersi kapsamında 17 Nisan 2014 tarihinde düzenlenecek olan forum, üniversite yönetimin ve üniversite dışından bazı grupların nefret söylemi nedeniyle “dini değerlerin zarar göreceği” gerekçe gösterilerek iptal edildi.

Kadın Öğretmenler Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddetle Mücadele Etti

Eğitim alanında toplumsal cinsiyet temelli şiddet; fiziksel, psikolojik ya da cinsel şiddet biçimlerini içermektedir. Özellikle kadın öğretmenler ve kız öğrencilerin etkilendiği bu şiddet türü okulların gündelik işleyişinde sıkça karşılaşılan bir durumdur. Çoğunlukla kanıksanmış toplumsal cinsiyet rollerinden dolayı fark edilmesi güçleşmektedir. Ancak şiddetin özellikle kadınları hedef alan bu biçimiyle eğitim alanında mücadele verilmesi; cinsiyetçilikten arındırılmış okullar için zorunludur.

2014 yılında gazete haberlerine çıkan ve kadın öğretmenleri hedef alan şiddet biçimlerinde kadın eğitim ve bilim emekçilerinin öğrencileri, mesai arkadaşları, amirleri ya da veliler tarafından şiddete maruz kaldıkları anlaşılmaktadır. Sendikamızın gazetelerden derlediği haberlere göre; Pendik, Çukurova, Bursa, Aydın ve Bartın’da olmak üzere 5 kadın öğretmen feci şekilde fiziksel ve sözlü şiddete maruz kalmıştır. Bartın`da sendikamız üyesi bir kadın öğretmen okul müdürü tarafından cinsel tacize uğramıştır.

Kadın öğretmenlerin okullarda uğradığı şiddetin üçüncü sayfa haberi olarak değerlendirilmesi yerine sistemli bir saldırının parçaları olarak ele alınması gerekmektedir. Bu yüzden okullarda var olan toplumsal cinsiyet temelli şiddeti ortaya çıkaracak kapsamlı bir araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Sendikamız, iki haftadan beri bütün şubelerinde bir anket çalışması başlatmış olup, gerçek bir haritalandırma yapmayı amaçlamaktadır.

Sonuç

2014 yılında eğitim alanında yaşanan gelişmelerin daha fazla cinsiyet eşitliğine yol açmadığı görülmektedir. Siyasi iktidarın erkek egemen bakış açısı sonucunda eril ve saldırgan bir ortam yaratılmaktadır. Bu süreçte sendikamıza büyük görevler düştüğünün farkındayız. Sendikamız öğretmenlerin sadece ekonomik, sosyal, politik ve kültürel haklarını savunmamakta; aynı zamanda demokratik, bilimsel, anadilinde, cinsiyet eşitlikçi eğitim sisteminin mücadelesini vermektedir. Üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle 2014 yılında cinsiyetçiliğe karşı sürdürdüğümüz kavga 2015 yılında büyüyerek devam edecektir.

The post Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu / 2014 appeared first on Eğitim Sen.

]]>