Engellilerin Yaşamını Zorlaştıran Bütün Engeller Kaldırılmalıdır!

175

Birleşmiş Milletlerin (BM) 1992 yılında aldığı bir kararla her yıl 3 Aralık günü, “Uluslararası Dünya Engelliler Günü” olarak ilan edilmiştir. Diğer pek çok konuda olduğu gibi, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde engellilerin başta eğitim ve sağlık sorunları olmak üzere, günlük yaşamda karşılaştıkları ağır sorunların çözülmesi için gerekli adımlar bir türlü atılmamaktadır.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO`nun yaptığı araştırmalar, Türkiye’de nüfusun yüzde 15’inin engelli olduğunu göstermektedir. Engellilik doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yetilerini çeşitli derecelerde kaybetmiş, normal yaşamın gereklerine uyamama halidir. Bunun en somut anlamı herhangi bir engeli olmayan herkesin aynı zamanda potansiyel birer engelli adayı olduğudur.

Türkiye’de 12 milyona yakın engelli yurttaş, eğitim ve istihdam başta olmak üzere sosyal, ekonomik ve kültürel yaşama katılma sorunlarıyla karşı karşıyadır. Örneğin Türkiye’de engelli nüfusun yüzde 80’i çalışma yaşamına dâhil değildir. İş yasalarına göre elli ve üzeri çalışanı bulunan özel sektör iş yerlerinde en az yüzde 3, kamuda ise yüzde 4 engelli personel çalıştırılması zorunlu olmasına rağmen, gerek kamuda gerekse Milli Eğitim Bakanlığı’nda engelli atamaları yasal olarak belirtilen zorunluluk oranının çok altındadır.

Engelliler, ülkemizde ayrımcılık ve engellemelerle, her geçen gün başkaları ile eşit temelde toplumda yer almalarına engel olan sorunlarla karşı karşıyadır. Eğitim sistemine dahil olma, toplulukta yaşama, özgürce hareket etme, spor ve kültürel faaliyetlere katılma gibi herkesin eşit haklara sahip olması gereken konular ile ilgili ciddi sorunlar yaşamaktadırlar.

Üstelik içinde bulunduğumuz pandemi döneminde engellilerin karşılaştıkları engeller giderilmek yerine katlanarak artmıştır. Çalışma yaşamındaki zorluklar, istihdam edilme sorunları, ailesinde bakıma muhtaç engelli birey olan çalışanların yaşadıkları ekonomik ve sosyal zorluklar, engellilerin kullandıkları ilaçlar, medikal ve sarf malzemelerine erişimde yaşanan güçlükler halihazırdaki eşitsizlikleri derinleştirmektedir.

Türkiye’de başta eğitim kurumları olmak üzere, genel ve yerel hizmetlerin planlanması ve yürütülmesi aşamalarında da engelli yurttaşların koşulları ve ihtiyaçları dikkate alınmamaktadır. Engellilerin önemli bir bölümü kendi başına ihtiyaçlarını giderememekte, aile bireylerine bağlı ve bakıma muhtaç şekilde yaşamını sürdürmektedir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, zihinsel ya da bedensel engelli çocukların ‘Saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve topluma etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran eksiksiz bir yaşam hakkı olduğunu’ belirtmektedir. Sözleşmede ‘Engelli çocukların diğer çocuklarla aynı haklara sahip olmalarının yanı sıra, sözleşmenin 23’üncü maddesine göre özel bakımdan yararlanırlar. Bakım, her durumda ücretsiz olarak sağlanır’ denilmektedir. Türkiye’de okul çağında olup da özel eğitim alamayan çocuk sayısı hala çok yüksektir. Çocuk Hakları Sözleşmesine imza atarak sorumluluk alan Türkiye açısından, iş gereğini yapmaya gelince karşımıza çıkan tablo hiç de parlak değildir.

Özel eğitim için gerekli bilgi, hizmet ve fiziksel çevre koşullarının özel eğitim kapsamında olan engelli çocuklar için yeterince ulaşılabilir hale getirilmemiş olması düşündürücüdür. Engellilerin eğitimi açısından hayati önem taşıyan özel eğitime uygun nitelikte okul ve kurumların sayısı hala çok yetersizdir. Türkiye’de 2020 itibariyle 1.417 özel eğitim veren okul/sınıf/kurum varken, özel eğitimden yararlanan öğrenci sayısı 425 bin 774’tür. Özel eğitime bütçeden ayrılan paya bakıldığında, bu gerçeği açık bir şekilde görmek mümkündür. Mevcut özel eğitim okulları ve kurumların belli illerde yoğunlaşması, diğer iller ve bölgelerde yaşayan engellileri ve ailelerini çaresizliğe itmekte, engellilerin yaşamlarını kolaylaştıracak adımlar atılmamaktadır.

Türkiye, engellilerin eğitimi konusunda gelişmiş ülkelerdeki uygulamalarla kıyaslandığında olması gereken düzeyin çok gerisindedir. Engellilerin eğitim alma ve meslek edinme taleplerini gerçekleştirme olanakları son derece sınırlıdır. Son yıllarda, sayıları hızla artan özel eğitim merkezlerinin denetimsiz uygulamaları nedeniyle engellilerin ve ailelerinin mağdur edildiğine ilişkin örnekler artmaktadır.

Eğitim Sen, yıllardır engellilerin eğitimi konusuna yönelik olarak özel politikalar belirlenmesini, toplumsal yaşam alanlarının engellilerin beklentilerine uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu konudaki taleplerimiz şu şekildedir;

  • Engellilerle ilgili her türlü eğitim, yardım ve diğer etkinlikler kamu eliyle ve kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılmalıdır.
  • Engelli bireyler engel tanısı konduktan sonra yaşam boyu özel eğitim sürecine dâhil edilmelidir. Eğitimlerine özel eğitim sınıflarında bu eğitimi veren öğretmenler ile devamı etmeleri sağlanmalıdır. Özel eğitim sınıflarında da grup eğitiminin yanında bireysel eğitim verilebilmelidir.
  • Engellilerin eğitimi ile ilgili olarak tam donanımlı okul ve sınıflar kurmalı, bu alanda uzman personel çalıştırmalı, tüm bölgelere ve yurttaşlara eşit ve dengeli bir hizmet olarak sunulmalıdır.
  • Engellilerin her türlü kamusal hakkından eşit şekilde yararlanması için gerekli olan düzenlemeler acilen hayata geçirilmelidir.
  • Yollar, binalar, toplumsal yaşam alanları engellilerin ihtiyaçlarına uygun bir düzenlemeye kavuşturulmalı, toplum engellilere nasıl davranacağı ile ilgili bilinçlendirilmelidir.
  • Engellilerin lehine, onların talepleri doğrultusunda bir yasal düzenleme yapılmalıdır.
  • Özel eğitime bütçeden yeterli kaynak sağlanmalı, kamuya ait özel eğitim kurumları ve okullarının sayısı artırılmalıdır.
  • Çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına bağlı olarak çalışanların ve sosyal güvenceden yoksun olan ailelerin çocuklarının kullandıkları bütün cihazlar devlet tarafından ücretsiz olarak karşılanmalıdır.
  • Çocukların sosyal aktivitelerini geliştirecek etkinliklere öncelik verilmelidir.
  • Özel eğitime muhtaç çocuklar için yeterli sayıda öğretmen, rehberlik uzmanı, psikolojik danışman ve yardımcı hizmet personeli kadrosu açılmalı, bu personel her yıl hizmet içi eğitimden geçirilmelidir.
  • Sorun sadece eğitim boyutuyla sınırlandırılmamalı, engelliler için yeni istihdam alanları yaratılmasına özen gösterilmelidir. Hiçbir koşul aranmaksızın yeni istihdam alanları açılmalı, yasal olarak engelli çalıştırmak zorunluluğu bulunan işyerlerinin denetimleri yapılarak, kurallara uymayanlar hakkında gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.
Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu